Rahman Rahim Allah'ın Adıyla
10 emir olarak bilinen, Tevrat'ta Musa Peygambere verilen ve dinin en önemli emirleri olarak tanımlanan kurallar, kutsal yasa olarak da anılmaktadır. 10 emir; filmlere konu olmuş, tüm semavi dinler tarafından dile getirilen, bir çoğu geleneklere yerleşmiş kurallardan oluşmaktadır. Dinsel kaynaklardan toplumsal kurallara aktarıldığı kesin olan bu yasakların; kişiye özgü ve topluma yönelik olmak üzere 2 kategoriden oluştuğu da rahatça tespit edilebilmektedir.
10 emirin bu kadar meşhur olması ise, çok eski olmasından ve/veya çoğunun hala geçerliliğini korumasından kaynaklandığını söylemek, yanlış olmayacaktır.
10 emir Tevrat'taki haliyle şu şekilde sıralanabilir:
1. Seni Mısır diyarından, esirlik evinden çıkaran Allah benim.
2. Benden başka Tanrın olmayacak. Boşlukta, yerin üstünde veya altında, Denizlerin derinliklerinde mevcut olan varlıkların resimlerini yapmayacak, onlara hiçbir surette tapmayacaksın.
3. Allah’ın ismini boş yere ağzına almayacaksın.
4. Cumartesi (Sebt) gününü daima hatırlayıp onu kutsal kılacaksın. Haftanın altı gününde çalışacak yedincisinde istirahat edeceksin. Cumartesi günü, Allah’ına tahsis edilmiş umumi dinlenme günüdür. O gün, ne sen, ne oğlun, ne kızın, ne uşağın, ne de hayvanın, kısaca hiçbiriniz çalışmayacaktır.
5. Anne ve babana hürmet edeceksin.
6. Öldürmeyeceksin.
7. Zina yapmayacaksın.
8. Çalmayacaksın.
9. Yalan şahadette bulunmayacaksın.
10. Hiç kimsenin evine, barkına, karısına, hizmetçisine, öküzüne, eşeğine velhasıl sana ait olmayan bir şeye göz dikmeyeceksin.
Maddeler incelendiğinde esasında burada 10 tane emirden ziyade, 10 adet bilgiden / ayetten bahsetmek daha doğru olacaktır. Nitekim 1. emir diye geçen "Seni Mısır diyarından, esirlik evinden çıkaran Allah benim." cümle, emirden ziyade bir farkındalık yaratma, tanımlama niteliğindedir.
Bu emirlerin Kur'an'da karşılıklarının olup olmadığına bakalım:
1. Seni Mısır diyarından, esirlik evinden çıkaran Allah benim.
Burada, Musa Peygamber'in kavminin Mısır'da esir olarak bulundukları ve Musa Peygamber ile birlikte Mısır'dan çıkaran, esaretten kurtaranın Yüce Allah olduğu vurgulanmaktadır.
Kur'an'da Taha 47. ayette, bu cümledeki husus aynen geçmektedir. İlgili ayette Yüce Allah, Musa Peygamber ve kardeşi Harun Peygamber'in Firavun'a gitmelerini, Firavun'a "İsrailoğulları'na yaptığın azaba/zulme son ver ve onları bizimle birlikte gönder" demeleri emredilmiş, her iki peygamber de bu görevi yerine getirmiştir. Taha Suresi, yaşanan tüm olayları ayrıntısı ile anlatmaktadır. Mısır'dan çıktıkları ve denizin yarılması olayı da Yunus Suresi 90 vd. ayetlerde belirtilmektedir.
2. Benden başka Tanrın olmayacak. Boşlukta, yerin üstünde veya altında, Denizlerin derinliklerinde mevcut olan varlıkların resimlerini yapmayacak, onlara hiçbir surette tapmayacaksın.
Bu emrin, tevhit ile doğrudan doğruya ilgili olduğu açıktır. Kur'an'da Yüce Allah'tan başka ilah olmadığı ve yalnızca O'na kulluk edilmesi gerektiği bir çok ayette geçmektedir (Fatiha,5; Bakara,163; 164, 255, 257; Al-i İmran 2).
Yüce Allah katında tek dinin İslam olduğu, ayetle sabittir (Al-i İmran, 19). Hud Suresi 110. ayette açıkça Musa Peygamber'e kitap verildiği açıkça belirtilmiş, verilen bu kitap gelenekselleşmiş ismiyle Tevrat olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla, tevhit inancının Kur'an'da geçtiği gibi Tevrat'ta da geçmesi, gayet normaldir.
3. Allah’ın ismini boş yere ağzına almayacaksın.
Bu emir ile ilgili 2 farklı görüş vardır.
Geleneksel görüşte; İsrailoğullarının Yüce Allah'ın ismini çok andıkları, her işte Yüce Allah'ın ismini kullandıkları ve bunun sonucu olarak da bir çok sorunun ortaya çıktığı (yalan yere yemin gibi), bunu engellemek için İsrailoğulları'na özgü bir hüküm olduğu ileri sürülmüştür.
Diğer görüş ise; Yüce Allah'ı anmanın bir adabı olduğu, olur olmaz Yüce Allah'ı anmanın ciddiyeti ve kutsallığı ortadan kaldırdığı, rutin bir söylem haline getirildiği, nitekim Enfal Suresi 75. ayette Yüce Allah, müminlerin kendisini andıklarında içlerinin titrediğini, ürperdiklerini belirtmiştir. Dolayısıyla burada kastedilenin "boş yere, gereksiz" şekilde yani içi ürpermeden, titremeden, sadece bir alışkanlık olarak anılmasının olduğu yoksa Yüce Allah'ın Kur'an'da Ahzab Suresi 41. ayette ve diğer bir çok ayette kendisinin sıkça ve çokça anılmasını emrettiği açıktır.
Bizce her 2 görüş de isabetlidir.
4. Cumartesi (Sebt) gününü daima hatırlayıp onu kutsal kılacaksın. Haftanın altı gününde çalışacak yedincisinde istirahat edeceksin. Cumartesi günü, Allah’ına tahsis edilmiş umumi dinlenme günüdür. O gün, ne sen, ne oğlun, ne kızın, ne uşağın, ne de hayvanın, kısaca hiçbiriniz çalışmayacaktır.
Bakara Suresi 65, Araf 163. ayetlerde, İsrailoğulları'na Yüce Allah tarafından cumartesi günü ile ilgili bir emir olduğu açıktır. Ancak bu emir, Kur'an'da Müslümanlara açıkça emredilmemiş olduğundan, geçerliliği bulunmamaktadır.
5. Anne ve babana hürmet edeceksin.
Nisa Suresi 36, İsra Suresi 23, 24 ve 25, Ankebut Suresi 8 gibi bir çok ayette, anne-babaya hürmet emredilmiştir. Bu hüküm, Kur'an'da da bize emredilmiştir.
6. Öldürmeyeceksin.
İsra Suresi 33. ayette açıkça haklı bir gerekçe olmaksızın cana kıyma Kur'an'da Yüce Allah tarafından yasaklanmıştır. Bu hükmün, tüm semavi dinler gibi diğer inanışlarda da ortak bir hüküm olarak bulunduğu, bilinen bir gerçektir.
7. Zina yapmayacaksın.
Zina, evli bir kadın veya erkeğin, başka bir karşı cinsle ilişkiye girmesidir. Dolayısıyla, evli olmayan birinin zina suçunu işlemesi, teknik olarak mümkün olmamakla birlikte, aynı şekilde eşcinsel ilişkiler de zina olarak değerlendirilemeyecektir. Ancak bu iki durumun zina olarak adlandırılmaması, bunların serbest olduğu yahut cezasız bırakıldığı anlamına kesinlikle gelmemektedir. Burada sadece, kavramsal bir belirlemeyi ortaya koymaya çalışmaktayız.
En'am Suresi 151, Nur Suresi 3 gibi ayetlerde, zinanın yasaklandığı ve belli başlı yaptırımlara bağlandığı açıktır.
8. Çalmayacaksın.
Maide Suresi 38. ayette Yüce Allah, hırsızlık suçunu hem yasaklamış hem de cezasını açıkça belirtmiştir.
Çalmamak yani hırsızlık yapmamak, dini bir hüküm olmakla birlikte ahlaksal olarak da hiçbir dine inanmayan hatta dine düşman olanlar tarafından da kabul edilen, hassasiyet gösterilen bir kuraldır. Öldürmeyeceksin emri; insanın vücut bütünlüğünü, zina yapmayacaksın emri; hem neslin devamlılığını hem de sosyal dokuyu; çalmayacaksın emri de mülkiyet hakkını korumaya yönelik hükümlerdir. Bu nedenle bu tip kamusal yasaklar, inkar edenlerin kuralları olarak da tüm dünyada uygulanan kurallardandır.
9. Yalan şahadette bulunmayacaksın.
Bakara Suresi 42, 188; Furkan 72 gibi ayetlerde de yalan tanıklık yasaklanmıştır. Yalan tanıklık, adaletin sağlanmasının önündeki en büyük engellerden biridir. Tevrat, günümüze ulaşan en eski kutsal metindir. Dolayısıyla, bugünün de en büyük sorunu olan yalancı tanıklık, bin yıllardır insanlığın sorunudur. Bugün bile gelişen dünyadaki imkanlar dahilinde dahi yalan tanıklık yapan herkesin tespit edilememesi, kıyamete kadar bu sorunun devam edeceği, ilahi uyarı ve ceza ile bunun önüne geçilmeye çalışıldığı açıktır.
10. Hiç kimsenin evine, barkına, karısına, hizmetçisine, öküzüne, eşeğine velhasıl sana ait olmayan bir şeye göz dikmeyeceksin.
Tevrat'ta hem İsrailoğulları hem de İsrailoğulları ile birlikte Mısır'da yaşayan diğer halkların; birbirlerinin malları, eşleri, hayvanlarını elde edebilmek için bir çok oyunlar oynadıkları yazmaktadır. Hatta bu konuda o kadar ileri gidilmiştir ki, -yalandanYüce Allah'a sığınırız- Davut Peygamber de böyle bir suçla 2. Samuel Kitabı'nda (bugünkü inanışta Tevrat'a dahil olduğun inanılan bir kitap) itham edilmektedir. Biz bu iddiayı kesinlikle ret ediyoruz ancak bu emirdeki yasakların toplumun tüm katmanlarına sirayet ettiğini göstermek açısından dikkat çekici bir örnektir.
Hicr Suresi 88, Taha Suresi 131 gibi bir çok ayetle sabittir ki, Kur'an'da Yüce Allah, bu tip fiilleri yasaklamıştır.
Görüldüğü üzere, cumartesi (sebt) günü kuralı hariç diğer tüm kurallar Kur'an ile uyumludur. Bazı emirler birebir uymasa da genel anlamda, bu 10 emirin 8'inin Kur'an'a inanan kişiler için de bir emir olduğu açıktır. Nitekim 1. emir diye geçen cümle bir emir değil, bir durum belirlemesi, bir bilgi olduğundan, bunu emir olarak almak mümkün değildir. Ancak 1. emir diye belirtilen ve Musa Peygamber'e söylenen "Seni Mısır diyarından, esirlik evinden çıkaran Allah benim." sözün gerçekliğine iman etmek bir emir ise, biz buna iman ediyoruz zira Kur'an'da tartışmasız olarak geçmektedir.
Selam ve dua ile...
Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.
.png)