Müslim’in (ö. 261/874) Ebû Hureyre’den rivâyetine göre Hz. Peygamber, “(Allah’ın kıyamet gününde kendi gölgesi altında gölgelendireceği yedi sınıftan altıncısı) sol elinin verdiğini sağ eli duymayacak şekilde gizlice sadaka veren kimsedir" demiştir (Müslim, 2006: Zekât, 30). Diğer hadis kaynaklarında aynı rivayet “sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek şekilde gizlice sadaka veren kimse” olarak nakledilmiştir. (Buhârî, 1980: Ezân, 36; Zekât, 16; Hudûd, 19; Tirmizî, t.y.: Zühd, 53; Nesâî, 2001:Kadâ, 2; Mâlik b. Enes, 2003: Şi‘r, 5).
Bu hadisi bilmeyen yoktur. Zira, burada ihtiyaç sahibi birisine bir yardımda bulunurken bunun gizli yapılması, açıktan yapılmaması dile getirilmiştir. Fakat bu hadis, o kadar çok dile getirilmeye başlanmıştır ki sanki, açıktan yapılan her türlü yardım etme ve sadaka verme gibi girişimler “doğru değil” anlamı oluşmuştur.
Bugün sosyal medyada ya da başka bir platformda, bir kişi yaptığı yardımı, verdiği sadakayı paylaştığında hemen “şov yapma, yardım gizli yapılır, böyle yardım yapılmaz, yaptığın yardım boşa gitti, gösteriş yapıyorsun” şeklinde yorumlar veya eleştiriler yapıldığına şahit olmaktayız.
Peki, konu gerçekten böyle mi?
Öncelikle yukarıda kaynakları ve belirtilen hadisi inceleyelim. Bir rivayette sağ elin verdiğini diğer rivayette sol elin verdiğini diğer el duymayacak kadar gizli, kimseye belli etmeden, sessizce yardım yapılması gerektiği dile getirilmiştir.
Bu hadiste belirtilen sözün aynısı, Resul’den yaklaşık 6 yüzyıl önce Hz. İsa’ya atfedilmiştir. Matta 6/3’te “Siz sadaka verirken, sol eliniz sağ elinizin ne yaptığını bilmesin.” ifadesi geçmektedir. Benzerlik dikkatinizi çekti mi?
Bir de bu konuda yüce kitabımız Kur’an’ı Kerim’e bakalım.
Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağanak bir yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiçbir şeye güç yetiremez (elde edemez)ler. Allah, kafirler topluluğuna hidayet vermez. (Bakara Suresi, 264.)
Sadakaları açıkta verirseniz ne iyi; fakat gizleyip fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. O, günahlarınızdan bir kısmını bağışlar. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Bakara Suresi, 271.)
Görüldüğü üzere ayetlerde, sadakaları bir gösteriş haline getirmeden açıktan verilmesi emredilmektedir. Ancak, gizli verilirse ekstra bir kısım günahların bağışlanmasına vesile olacağı belirtilmektedir.
Bu nedenle, yukarıdaki hadisten yola çıkılarak toplumda oluşturulan “sadaka gizliden verilir, yardım edilmesini kimsenin duymaması gerekir” şeklindeki düşüncenin AYETLE çeliştiği ve BATIL BİR SÖYLEM olduğu açıktır. Bir kişi açıktan, herkesin görebileceği bir şekilde, çok rahatça hatta başkalarını da teşvik etmek için ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunabilir, sadaka verebilir. Tek sınır bu girişimin, ihtiyaç sahibi açısından bir eziyet haline getirilmemesi ve yardımın bir gövde gösterisi haline getirilmemesidir.
Sonuç olarak, Resulullah’a atfedilen ve yukarıda (birbiri ile çelişkisi olsa da) kaynakları belirtilen hadisin, Matta 6/3’ün tekrarı niteliğinde olduğunu, Kur’an’a bakıldığında ise, gösteriş ve ihtiyaç sahibi açısından eziyet haline gelmemek kaydıyla sadakaların açıktan verilebileceğini ancak gizli verilirse başka bir kısım günahların affına vesile olacağını net bir şekilde tespit edebiliyoruz.
Toplumda, “gizli verilmeyen veya açığa vurulan yardımın DOĞRU OLMADIĞI” yönündeki fikre sebebiyet veren hadistir. Kur’an’dan böyle bir anlam çıkmamaktadır. Bu nedenle, İslam için öğretilmiş ön yargıların Kur’an’dan sorgulanması zaruridir.
Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.
.png)