Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…
Gerek Ehli Sünnet gerek Şia gerekse de diğer ekollerin hepsi, imanın ve İslam’ın ŞARTLARINI, abdesti, orucu, namazı bozan halleri uzun uzun sayarlar ama İMANI BOZAN HALLER hiç sayılmaz. Peki neden böyle?
Örneğin şirk, imanı bozar. Affı yoktur, iman boşa gider (Nisa, 116). Yine mesela tağut da imanlı olmamanın bir nişanesidir (Nisa, 76, Bakara 257). Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanmak da imandan olduğundan (Bakara,285) bunlara inanmamak da imanı bozan hallerdendir. Aynı ayette “peygamberler arasında ayrım yapmamak” da imanın nişanı olduğundan, peygamberler arasında ayrım yapmak da imanı bozan hallerdendir.
Yine Allah’ın dışında bir şefaatçi edinmek ve onlardan medet ummak da yasaklandığından, şefaat edebilecek Allah’tan başka bir kişiye veya şey’e inanmak, ondan medet ummak, şefaat edebileceğini sanmak da imanı bozan haller arasında sayılmıştır (Bakara 8,123, 254; En’am 94; Araf 53; Yunus 3, 18; Enbiya 28, Şuara 100; Rum 13, Secde 4; Yasin 23; Zümer 43, 44; Mümin 18; Zuhruf 86; Müdessir 48) Fakat şefaatin hak olduğunu savunanlar da Yunus 3; Taha 109; Sebe 23; Necm 26 ayetlerini delil olarak getirmekte iseler de, bu tartışmayı bir başka yazımıza bırakıp, bahsi geçen ayetlerin şefaatin hak olduğunu ortaya koymadığını söylemekle yetineceğiz.
Kur’an’ın imani hakikatler üzerine saydığı tüm hususlar, imanı zedeler ve imanı bozar. Fakat günümüzde; hadis, alim görüşü, ekseri ulema ittifakı, zuhurat, keşfiyat, rüya vs. adı altında, imanı bozan haller savunulduğundan bu hususlara ne mezhepler ne de tarikatlar fazla girmek istemezler.
Örneğin, Kur’an’da Allah’a ortak koşulan putların kendilerini Allah’a yaklaştırdığını iddia eden müşriklerin hali, bugün birçok tarikatın içerisinde bulunduğu halin aynısıdır. Hiçbir şeyh, hiçbir tarikat lideri kendisini Allah’a ortak koşmaz ama müritleri Allah’a yaklaştırdığını iddia eder ve şefaat gibi keramet gibi bazı nitelikleri üzerinde bulundurur. Nitekim Lat ve Uzza’nın da kendisine kurban kesilirse şefaat edileceğine ve insanlara zor anlarda yardım edeceğine inanılıyordu. Farkı nedir sizce? Bu durum açıkça imanı bozan bir haldir.
Aynı şekilde, iman edenlerin Bakara 285’te nitelikleri sayılırken “hiçbir peygamber arasında ayrım yapmazlar” özelliği, özellikle sayılmıştır. Eğer bu Kur’an’ı Muhammed Resul; vahiyle değil de kendi nefsi için yazsaydı, Kur’an’da böyle bir ayet olmazdı. Çünkü tüm peygamberler eşittir ve aralarında ayrım yapılamaz kuralı, Muhammed Resul’e diğer peygamberler arasında farklı ve üstün bir konum vermemektedir. Peki mezheplerde durum nasıldır?
Mezheplerde; Muhammed Resul’ü tüm peygamberlerin en üstünde sayılıp (haşa), hepsinin efendisi olduğu hatta Allah’ın Muhammed Resul’e “habibim” dediği iddia edilir. Fakat Kur’an’da “habibim” sözü hiç geçmez iken, üstünlük konusunda da tam aksi Kur'an'da geçmektedir. Peki mezhepler neden böyle yapmaktadır? Hatta hadisleri temel aldıkları söylenen mezheplerin, bu görüşlerine aykırı bazı hadisler olmasına rağmen hemen bu hadisleri “uydurma, zayıf” olarak yaftalayarak görüşlerini korumaktadırlar.
İmanı bozan haller yazılarımız devam edecek. Şimdilik Allah’a emanet olun…
Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.
.png)