19 MUCİZESİ - REŞAT HALİFE - TESLİMİYET DİNİ
19 MUCİZESİ - REŞAT HALİFE - TESLİMİYET DİNİ

19 MUCİZESİ - REŞAT HALİFE - TESLİMİYET DİNİ

02-12-2024

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...


19'culuk diye bilinen ve 19 matematiksel sisteminin Kur'an'a hakim olduğunun iddiası üzerine olan bu fikir savunucuları, 1974 yılında Reşat HALİFE isimli Kimyacı tarafından ortaya atılmış görüşü savunurlar.


Reşat Halife, yaptığı tespitler ile Besmele'nin 19 harf olması, Kur'an'da bazı ayetlerde 19 üzerine dikkat çekilmesi üzerine kurulu olan sistemi keşfettiğini iddia etmiştir. Yalnız Reşat Halife, bu iddiasıyla birlikte bir şey daha keşfettiğini ilan etmiştir: BEN BİR RESULÜM!


Reşat Halife, Ahzab 40. ayette, Muhammed Peygamberin son Nebi olduğunun ama son Resul olmadığının açıkça belirtildiğini, bundan dolayı Yüce Allah'ın Muhammed Peygamberden sonra Resuller gönderebileceğini, kendisinin de bir Resul olduğunu, açıkça dile getirmiştir.


Reşat Halife, “Son Ahit-Kur'an'ı Kerim Çevirisi” olarak yayınladığı İngilizce eserde; kendisinin Resul olması hasebiyle tüm dinlerin artık birleştiğini, kutsal metinlerin son bulduğunu, artık “Teslimiyet Dini”nin hakim olacağını, Yahudilik, Hristiyanlık, Budizm hatta İslam'ın bile artık hüküm ifade etmediğini, teslimiyet dinine her dinden girilebileceğini dile getirmiştir. Reşat Halife, kendisinin 19 mucizesini 1974 yılında bulduğunu ve ilan ettiğini, bu tarihin hicri olarak 19x74 sonucunu veren sayının bir kısım işaretlere sahip olduğunu vs. dile getirmektedir.

 

19'cular olarak bilinen Reşat Halife'yi takip edenlerin en önemli iddialarından biri de Tevbe Suresi son iki ayetinin Kur'an'a sonradan eklendiğini, 19 sistemine göre Kur'an'da bu iki ayetin olmaması gerektiğini belirterek, bu ayetleri “vahiy” olarak kabul etmemeleridir.

 

Teslimiyet dini olarak ortaya çıkan ve İslam'ın dahi yok olup, tek din olarak teslimiyet dininin hakim olacağını savunan 19'cular, aynı zamanda Kur'an ayetlerine dayanarak, büyük bir çelişki oluşturdukları yönündeki sorulara net cevap verememektedirler. Reşat Halife'nin yeni Kur'an çevirisi ile ayetlerin büründüğü anlam ile Teslimiyet Dini'nin kurallarının oluştuğunu öne süren bu görüş savunucularının, klasik anlamda “Kuran Bize Yeter” diyen ve halk arasında “Kur'an Müslümanı/Hadis İnkarcısı” olarak bilinen grupları da tekfir ederek, “Kur'an'ın Tek Gerçek Hali, Reşat Halife'nin Meali” görüşündedirler.


Kur'an'ı daha çok “Hristiyan” jargonuyla çeviren Reşat Halife'nin takipçileri de Allah yerine tanrı kelimesini özellikle kullanmaları konusunda dikkat çekmektedirler. Bir kısım tevil yollu anlatımlarla (Allah, el-İlah isminin yöresel hale gelmiş söylemi gibi beyanlarla ama Kur'an'da Allah ve El-İlah kelimelerinin ayrı ayrı gelmesini konusunda suskun kalmaları ile)Tanrı kelimesini kutsayan 19'cu Teslim Olanlar'ın, aynı şekilde esenlik, tanrının krallığı, göklerin egemenliği gibi İncil kaynaklı olan ve Kur'an'da hiç geçmeyen jargon ile Kur'an'a yorum getirmeleri, ilginçtir.

 

Aynı şekilde, Kur'an'da şekli, şemali belirlenmemiş namaz, ezan, hutbe gibi konularda da kendilerine göre bir yorum getiren ve bu aşamada Kur'an'ı değil, aktarım kültürünü kabul eden Teslimciler, bu konuda da sadece suskun kalmaktadırlar.

 

Kur'an'a inansa ve Kur'an 43/44 ayetine binaen Kur'an'ı bir kişi hayata uygulasa dahi Teslim Dini'ne girmeyen hiç kimsenin cennete giremeyeceklerini ileri sürerek, kendileri dışında herkesi kafir ilan eden Teslimciler, bir yandan da Selefi gibi akımların tekfir kültürüne karşı çıkmaları ile çelişkili bir inanç içerisinde olduklarını kabule de yanaşmamaktadırlar.


Peki Teslim Dini nedir? Teslim Dini, Kur'an'ın son Resul olarak görülen Reşat Halife'nin Kur'an çevirisine iman ederek, başka hiçbir çeviriye “iman etmemeyi” temel almaktadır. Bu din üyeleri Teslimciler, her ne kadar insanları kendilerine değil Kur'an'a çağırdıklarını söyleseler de esasen insanları SADECE Reşat Halife'nin Kur'an Meali'ne çağırmaktadırlar. Çünkü diğer hiçbir mealdeki çeviriyi, Reşat Halife'nin çevirisine uymuyorsa kabul etmeyen bu görüş sahiplerinin, Arapçadaki bir çok kelime anlamını da saptırdıkları yönünde bir çok çalışmaya, internette ulaşmanız mümkündür.


Nebi-Resul ayrımı, Teslimcilerin en önemli dayanaklarıdır. Teslimciler, Reşat Halife'nin Ahzab 40. ayette dayalı olarak son Resul olduğunu ve bunun ispatının 19 mucizesi olduğunu beyan etmektedirler. Tasavvufu ve ehli sünnet-şia gibi mezhepleri kabul etmeyen Teslimciler, aynı mezhepçiler gibi “her yüzyılda bir müceddid gelir” görüşünü Ahzab 40'a dayanarak Resul gelme şekline çevirmişlerdir.

 

Kaldı ki, Nebi-Resul ayrımını da yaparken olayı saptırmaktadırlar. Nebi, bir yandan vahyin kaynağına dönük olarak “vahiy alan” anlamına gelen bir kavram iken diğer yandan da kendisine kutsal kitap (Teslimcilerin jargonuyla Musa peygambere atfen; kutsal metin) verilen kişileri simgeleyen bir kavramdır. Resul ise, risaletten gelen bir kelime olup, mesajı ileten kişiye verilen isimdir. Muhammed Resul, kendisine kitap verilen ve verilen bu kitabı tüm dünyaya duyurmakla görevli olmak hasebiyle hem Nebi hem  de Resuldu. Ama örneğin Musa hem nebi hem resul olmasına karşın, kardeşi Harun, Musa ile birlikte hareket edilmeye memur edilen bir resuldü. Zira Kur'an'da, Harun'a bir vahiy iletildiği yönünde tek bir cümle yok iken, Musa'ya “Firavun'a Harun'la beraber git” (Taha 42) emri verilmesinden bu husus net bir şekilde anlaşılmaktadır. Harun, Musa'ya verilen vahyi, Musa ile birlikte Firavun'a iletmekle memur edilmiş bir Resul idi.


Reşat Halife ve Teslimciler, Teslimiyet Dini diye yepyeni bir din iddasında bulunmakta, bu dinin Kur'an'ın yeni yorumuyla ortaya çıktığını savunmakta, Reşat Halife'nin de bir nebi değil resul olduğunu söyleyerek, bir anlamda anlam kargaşasına neden olmaktadırlar. Reşat Halife, yepyeni bir din getirdi ise (ki iddiaları bu yöndedir, bknz: Son Ahit Kur'an Meali, Reşat Halife, syf 23) o zaman Reşat'ın nebi olması gerekmez miydi? Hangi nebi ya da resul, kendisine kitap verilmeden yeni bir din getirebilir ya da kendi jangonlarıyla “Anlaşma Elçisi” olabilir? Eğer Teslim Dininin Tanrısı, sadece kitap gönderilen nebileri “Anlaşma Elçisi” olarak görüp, kitap ile yeni ahit akdediyorsa, Reşat'ın yeni bir kitap getirmesi gerekmez miydi? Ama Reşat'a bu yetkiyi veremeyen Teslimciler, “Reşat nebi değil, yeni bir kitap verilmedi ama Reşat, Kur'an'ı yeni ahit olarak tekrar yorumladı, son halini verdi ve bunu iletti yani Resul'dü” diyerek, kavram oynaması yapmaktadırlar. Hatta Reşat, yukarıda belirtilen eserinin 15. sayfasında “Bu Ahit’in gelişiyle birlikte, Tanrı’nın dünyaya mesajı artık tamdır/eksiksizdir.” diyerek, Maide 3. ayeti de zımmen inkar etmektedir. Ya Maide 3. ayetle Yüce Allah bize (haşa!) yalan söylemiştir ya da Reşat, kendisi ile gelen Ahit hakkında yalan söylemiştir! Allah, dininizi kemale erdirdim, tamamladım ayetini, ayette yer alan “bugün” takısıyla, indiği zamanı kastettiğini açıkça belirtmiştir. Ama Reşat, 1974 yılından sonra önceden Tanrı mesajının eksik olduğunu, kendisi ile birlikte mesajın tamamlandığını söylemiştir. Bu açıkça bir çelişkidir.


Fakat Reşat, yukarıda bahsedilen eserinde Maide 3. ayette “size din olarak İslam'ı seçtim” ayetini, “size din olarak Teslimiyet'i seçtim” şeklinde çevirmiş, bu ayetin indirildiği tarihte tamamlandığı  açık bir şekilde söylenen sözde “Teslimiyet”i tamamlamak için gönderildiğini dile getirirek, çelişkilerine bir çelişki daha eklemiştir. Maide 3'te geçen isim mahiyetinde İslam ise, Reşat neden Teslimiyet dini olarak çevirmiştir? Yok ayette geçen İslam kelimesi Reşat'ın dediği gibi Teslimiyet ise, ayette açık bir şekilde tamamlandığı belirtilmiş iken, Reşat aynı eserin 23. sayfasında niye kendisi ile birlikte Teslimiyet dininin tamamlandığını söylemiştir?


Reşat Halife denen kişi, Kur'an'da “islam, müslüman, mü'min” gibi kelimelerde işine gelen yerlerini Teslimiyet olarak çevirip kendisine pay biçmiş, işine gelmeyen yerlerini de İslam olarak çevirerek, kendine puan kazandırmaya çalışmıştır. Çevirisinde hiçbir metod ortaya koyamayan, sırf kendini resul-nebi karışımı, tüm gönderilen elçilerden-peygamberlerden üstün bir konuma sokmak için kibrî bir çeviri yapan Reşat, ehli sünnet ve şia gibi mezhepleri de Muhammed Peygamberi övmekle suçlamış, tekfir etmiştir.

 

19 mucizesi olarak ortaya atılan tezin ise, bir çok yerden eleştiriye tabi olduğu açıktır. Kimi yerde kelimeleri kimi yerde harfleri, kimi yerde de sure ve/veya ayet numaralarını baz alan 19'cular, burada da bir metot ortaya koyamamışlardır. Metotsuzlukla hareket ettikleri için, 19 ve katını bulmak uğruna harf, kelime, ayet ve sure numaralarını hiçbir düzene bağlı olmadan kimi zaman birbiri ile toplayan kimi zaman birbirleri ile çarpan 19'cular, her konuda da Reşat'ın doğumuna, ölümüne, 19 sistemini bulma tarihine vs. atıfta bulunmaktan da geri durmamışlar, 19 diye öne sürülen metotsuz tezi, bir mucize olarak kabul etmişlerdir.


Sure sıralarının, iniş sırası gibi bir sisteme bağlı olmadığı, tamamen bir karar ile yapıldığı ve hatta bazı mushaflarda sıralamanın farklı olduğu, bilinen bir gerçektir. Bir yandan hadisleri inkar eden 19'cular, diğer yandan Reşat'ın hutbe ve sohbet videolarını dinleyerek, Kur'an dışı yorumlarını, dinlerine temel almaktadırlar. Buhari başta olmak üzere tüm hadis kaynaklarını ret eden Teslimcilerin, Reşat'ın hutbe ve sohbetlerindeki her bir yorumunu, Kur'an'dan üstün tutmaları da en büyük eleştirilerinin girdabına kendilerinin düştüklerini göstermektedir. Her ne kadar bu konuda; "Hadislerin Muhammed Resul'e ait olduklarından tam emin olamadığımız için kabul etmiyoruz" deseler de hiç de inandırıcı ve mantıklı bir açıklama olarak kabul edilemeyeceği açıktır.


Hristiyan teslimciler, Yahudi teslimciler, Budist teslimciler hatta Müslüman/İslam teslimciler olduğunu ileri süren Teslimci Dini müminleri, müslüman/islam kelimesinin zaten “teslim” anlamına geldiğini dahi saklamakta, Kur'an'ın baştan beri değil, Reşat'ın yorumuyla tüm dinlere üstün geleceğini savunmaktadırlar.


Kur'an'ın bizzat Maide 3 ve diğer bir çok ayetle sabit olduğu üzere, indirildiği tarihte tüm dinleri kapsadığı ve Allah katında tek dinin İslam olduğu belirtilmiştir. 19 sistemi ile ilgili enteresan tespitlerin, bir kimyacı olan Reşat'ı kibre boğduğu açıktır. Reşat, metodu ve kuralı bulunmayan bir 19 sistemini bulmakla (!) kendini son anlaşma elçisi olarak ilan etmiş, eleştirilince de “zaten elçiler hiçbir zaman hemen kabul edilmedi” şeklinde klasik şeyh söylemlerine bürünmüştür.


Netice itibariyle şunu söylememiz uygundur.

 

19 mucizesi diye pazarlanan sistemin, hiçbir “sistemi” olmadığı, bir kısım sayıların 19 vermesinin tabi ki Kur'an açısından bir çok hikmetinin bulunduğu ancak bunun Kur'an hükümlerini değiştiren, reformist bir bakış açısı ile Kur'an'a rağmen ve fakat Kur'an'a dayalı farklı bir din çağrısına sebebiyet veremeyeceği, zaten doğası gereği Kur'an'a dayalı yeni bir çağrının/dinin Kur'an'a aykırı olduğu açıktır. Yunus 100'de belirtilen “aklını kullanmayanlar”ın başında, Teslim Dini safsatası adı altında aklı, kibre boğduranların geldiğini görmek de Kur'an'ın ayrı bir mucizesidir.


Besmele sayısının, hurufu mukattaların aynı suredeki sayılarının, Allah'ın bir kısım isimlerinin 19 ve katlarını vermesi anlaşılır bir şey olmakla birlikte, bir kısım ayet ve sure numaralarının metotsuz bir şekilde gelişi güzel çarpılması ve/veya toplanması, kimi yerde harf kimi yerde kelime sayılarının baz alınarak 19 ve katlarına ulaşılmaya çabalanması, ayet ve sure numaralarına bağlı olarak Reşat'ın doğum, ölüm günü, uyarılmasından sonra ölümü arasında geçen sürede 19 katı bulunması gibi anlamsız, tamamen “müridin şeyhe kıyağı” manasına gelen söylemlerle Reşat'ı nebi-resul karışımı hatta her ikisinden de üstün, tüm dinlere üstün gelecek bir Teslim Dininin elçisi ilan etmek ve bunu Kur'an'a dayandırmak; akıl, mantık ve vicdanla açıklanabilir bir yana sahip değildir.

 

Kimi şarkı-türkü-ilahiyi, kimi beşeri ilimleri, kimi fiziği, kimi kimyayı, kimi matematiği, kimi uçmaları-kaçmaları vs. insanların kulağına fısıldayıp beyinleri efsunlayarak insanları Kur'an'dan saptırması, tarihin en sık karşılaşılan ve klasik yöntemidir. Dün “ete kemiğe büründü, Mahmut diye göründü” diyenler ne ise bugün; “Reşat; Teslimiyet Dini'nin Anlaşma Elçisi ve 19 sözde mucizesinin kaşifi” diyenler de aynı kaynağın ürünüdür: Batılın İspat İçin, Aklı Kenara Atması!

 

Tarih göstermiştir ki; hak ile batıl arasında sadece batıl vardır. Hak olan Kur'an'dır. Batıl olan ise, Kur'an'ı eğip büken, çarpıtan, çarpan, toplayan herşeydir. Nasih-Mensuh'u ret edenler, Kur'an'ı toptan neshedip, yeni yorumla yeni bir din getirmişlerdir. Hadislerden dini hüküm çıkarılmaz diyenler, Reşat'ın videolarındaki söylemlerini Teslimiyet Dini diye uydurulan dinlerinin birincil kaynağı yapmışlardır. Mezhepler arasındaki çelişkiler ile batıllıklarını göstermeye çalışanlar, Reşat'ın çevirideki ve 19 sistemi diye pazarlanan tezdeki çelişkileri görmezden gelmekte hatta aynı mezhepçiler gibi “rahmet” diyerek bu çelişkileri satmaya çalışmaktadırlar.

 

Adem'den bu yana dendiği gibi “Allah'tan başka ilah yoktur” diyoruz ve indirildiği günden beri (Kur'an'la sabit olduğu üzere) Muhammed Resul'ün dediği gibi “Bize Kuran Yeter” diyerek imanımızı korumaya devam ediyoruz.

 

Vesselam...

E-bülten Aboneliği

Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.