AÇIKLAMA
EMRE DORMAN HOCANIN 101 SORUDA KUR'AN KİTABINI PDF OLARAK İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN!!!!
Kitap hakkında açıklama:
Kitabın Amacı ve Yöntemi
Bu çalışma, dinî konularda en çok merak edilen sorulara; Kur’an’a, fıtrata, akla ve mantığa uygun cevaplar vermek amacıyla kaleme alınmıştır. Dinî konularda çok fazla kafa karışıklığı olduğu ortadadır. Cevabı merak edilen birçok soru olduğu bilinmekte; bu sorulara verilen cevapların ise Kur’an temelli olmaktan çok, gelenek ve rivayet temelli olduğu görülmektedir.
Dinî konularda doğru bilinen yanlışlar, saymakla bitecek gibi değildir. Bu çalışma, tüm bu yanlışlara cevap verme iddiasında değildir. Bunu beklemek de gerçekçi değildir. Dinî konularda merak edilen sorulara tatmin edici cevaplar verebilmek için, bu cevapların Allah’ın ayetlerinden hareketle verilmesi gerekir. Başka hiçbir cevap, gerçek anlamda insanı ikna etmeyecektir. İkna etmeyeceği gibi kafaların daha da karışmasına sebebiyet verecektir. Bu çalışmadaki cevaplarda sadece Allah’ın ayetlerinin referans alınması bu gerçek nedeniyledir.
Sorular; okuyucularımızdan, televizyon programlarımızı takip eden izleyicilerimizden, sosyal medya üzerinden ya da e-posta yolu ile soru soran takipçilerimizden ve öğrencilerimizden gelen sorular arasından derlenmiştir. Soru başlıkları hazırlanırken internet ortamında tartışılan, en fazla aratılan ve merak edilen sorular da dikkate alınmıştır. Sorular ve cevaplar -konuları çok fazla dağıtmamak adına- mümkün olduğunca birbiriyle ilişkili meselelerden seçilmeye çalışılmıştır. Birbiriyle yakından ilişkili bazı sorular birleştirilerek tek bir başlık altında toplanmış, onlar için ayrı soru başlıkları açılmamıştır. Örneğin “Kur’an’a göre erkek kadından üstün müdür?” sorusunun içinde aynı zamanda “Erkeğin eşini dövme hakkı var mıdır?”, “Bir erkeğin şahitliği iki kadının şahitliğine mi eşittir?” ve “Miras paylaşımında erkeğin payı kadının payının iki katı mıdır?” gibi sorular da alt başlıklar halinde cevaplanmıştır. Esasında 300’ün üzerinde temel soru belirlenmiş ama çalışmanın sınırları dikkate alındığında ve sorulara verilecek cevaplara yeterince yer ayırabilmek adına önce 101 sorudan oluşan bir çalışma hazırlama kararı alınmıştır. Faydalı bir hizmet olması ve olumlu geri dönüşler alınması durumunda en çok merak edilen sorular, yeni çalışmalar ile cevaplanmaya devam edecektir.
İşlenen konular ve verilen cevaplarla alakalı ayetlerin mealleri, dipnotta referans olarak verilmiş yani cevaplar, Kur’an ayetleri ile gerekçelendirilmiştir. Referans olarak verilen ayetlerde önemli ölçüde Prof. Dr. Mehmet Okuyan tarafından hazırlanan meal çalışmasından istifade edilmiştir. Referans alınan bir diğer önemli meal ise Erhan Aktaş tarafından hazırlanmış olan meal çalışmasıdır. Ağırlıklı olarak bu çalışmalar dikkate alınmış ancak gerek görülen yerlerde, Arapça orijinal metnine sadık kalmak şartıyla meal metinleri üzerinde sadeleştirme ve düzenlemeler yapılmıştır.
Çalışmamız asla bir fetva kitabı değildir. Böyle bir amaçla kaleme alınmamıştır. Zaten kimse Allah adına fetva veremez, fetvayı ancak Allah verir. İnsanlar ise sadece Allah’ın dinî konulardaki fetvalarını yani Kur’an ayetleri ile açıkladıklarını, başka insanlara aktarabilir. Sorulara verilecek cevaplar herkesin anlayabildikleri ile sınırlıdır. Cevapların doğruluğu için tek ölçü Kur’an-ı Kerim’dir. Yani herkesin görüş ve yorumu Kur’an’a uygun düştüğü oranda doğru ve geçerli sayılabilir.
Bu çalışma da Allah’ın hükümlerini değil, anlayabildiklerimiz üzerinden verdiğimiz cevapları içermektedir. Allah’ın hükümleri, sadece Kur’an’ın içindedir. Ancak bu çalışmayı ayrıcalıklı kılan şey, verilen cevaplardan ziyade cevap verirken referans olarak kullanılan ayetlerdir. Cevap metnine yansıyanlar da ayetlerden anlayabildiklerimizdir. Bu yüzden olası bir hata ya da yanlışlık bize, doğrular ise Allah’a aittir. Şüphesiz her şeyin en doğrusunu ancak Allah bilir.
Daha doğru ve ikna edici bir cevap olması durumunda, daha doğru olanı benimsemek ve yanlıştan dönmek bizi mutlu edecektir. Aynı durum, okuyucudan da beklenmektedir. Doğru sanılan bir şeyin yanlış olduğu fark edildiği anda o yanlıştan dönülmelidir. Herkesin doğruların ve gerçeğin peşinde olması gerekir. Dinî konulardaki yanlışlar üzerinde ısrar etmenin zararı
bizzat kişinin kendisinedir. Dolayısıyla bu çalışmanın her türlü şartlanmışlık ve ön yargıdan uzak bir biçimde, objektif bir şekilde değerlendirilmesi önemlidir. Bu çalışma; dinin öğrenileceği bir kaynak olarak değil, dinin öğrenileceği ve dinî konulardaki sorulara tatmin edici cevapların bulunabileceği tek kaynağın Kur’an olduğunun fark edilmesine yönelik bir çaba olarak değerlendirilmelidir.
Dinî konulardaki kafa karışıklığının temel nedeni dini anlamadaki yöntem sorunu ve bazı sorularla ilgili ikna edici cevapların olmadığı inancıdır. Bu kabul, birçok insanın Allah ve din ile arasına mesafe koymasına neden olur. Bugün birçok kişi, dinî konulardaki yanlış fetva ve cevapların kurbanı olmaktadır. Akla, fıtrata ve Kur’an’a uygun olmayan cevapların insanları dinden uzaklaştırması ve hayatlarını zorlaştırması kaçınılmazdır. Din, insana doğru yolda rehberlik etmek ve zor olanı kolay kılmak için gelmiştir. Din adına ileri sürülen kimi şeyler ise dini, insan için anlaşılmaz ve yaşanılmaz hale sokmuştur. Allah tarafından kolay kılınmış olan dini zorlaştırmanın bir anlamı yoktur.
Bu çalışma, etrafımızda görüp tanıklık ettiğimiz, her yaştan insanın gözümüzün önünde yok yere dinden kopup gitmesine ve Kur’an hakkında şüphe duymasına engel olabilmek adına mütevazı bir çözüm üretme çabasıdır.
Verilen cevaplarda objektif olunmaya çalışılmıştır. Gerek görülen yerlerde, dinî konularda kafa karışıklığına neden olan bazı geleneksel bilgiler ve rivayetlerin, gerçekte dinde olmadıkları yani Kur’an’a ve peygamberimiz Hz. Muhammed’in örnek yaşamına uygun düşmedikleri gösterilmeye çalışılmıştır. Dinî konulardaki şüphe ve kafa karışıklıklarının nedeninin büyük oranda Kur’an ile alakalı olmadığı, geleneksel bilgilerden kaynaklandığı bilinmektedir. Kur’an ile alakalı sanılan kısımların ise ayetlerin bağlamlarından kopuk şekilde anlaşılmalarından, bazen de tercüme hatalarından kaynaklandığı görülmektedir. Bu çalışmada, söz konusu hatalara da dikkat çekilmektedir.
Müslümanlar, Kur’an’a uygun olmayan bilgilerin ve geleneğin değil aklın, vahyin ve gerçeğin peşinden gitmelidir. Aksi halde Kur’an’ın bu konudaki onlarca açık ayeti, bizzat Müslümanlar tarafından göz ardı edilecektir. Doğru bir İslam inancına sahip olmak için ilahî olan ile beşeri olanın birbirinden ayırt edilmesi ve İslam’ın beşeri olan üzerinden değil ilahî olan üzerinden değerlendirilmesi gerekir. Çünkü İslam inancı için ölçü Kur’an’dır; Müslümanlar ya da Kur’an dışı kaynaklar değil.
Peki, bu durumda dinî konularda nasıl bir yol izlemek ve
farklı görüşlere nasıl bakmak gerekir? Öncelikle insanların farklı görüş ve yorumlara sahip olmaları son derece doğal ve gereklidir. Doğru ile yanlış arasında ayrım yapabilmek ve doğru bilgiye ulaşabilmek için alternatif görüşlerin özgür bir biçimde düşünülebilmesi ve ifade edilebilmesi gerekir.
Kur’an’ın bunca ayeti, insanları akıllarını kullanmaya, düşünüp anlamaya teşvik ediyorken; insanların akıllarını kullanmalarına ve düşünüp anlama çabalarına din adına karşı çıkmak mümkün değildir. Kuşkusuz dinî konularda farklı görüş ve anlayışların olması, tüm bu görüş ve anlayışların eşit derecede doğru ve isabetli olduğu anlamına gelmeyecektir.
Herkes düşüncesini serbest piyasa ekonomisi gibi özgürce ortaya koyabilmeli, insanlar da ona göre değerlendirmelidir. Tarih boyunca düşünceleri nedeniyle birçok Müslüman yine Müslüman olanlar tarafından baskı ve işkencelere uğratılmış ve öldürülmüştür. İnananlar birbirlerine cellat değil kardeş olmalıdır. Dolayısıyla görüş ayrılıkları olsa da meseleler medeni ve insani çerçevede özgürce tartışılabilmelidir.
Düşünmekten ve farklı fikirlerden korkmamak gerekir. İnsan inandığı şeye güveniyor ve gerektiğinde delilleri ile inancını gerekçelendirebiliyorsa, farklı düşüncelerden korkmasını gerektiren bir şey yok demektir.
Müslümanlar olarak İslam’ı en doğru şekilde temsil edebilmek ve güzel örnek olabilmek için tekelcilikten, baskı ve zorbalıktan, farklı düşünenleri suçlamaktan, hedefe koymaktan, din dışı ilan etmekten, linç etmeye kalkmaktan, meseleler ile değil kişiler ile uğraşmaktan, genelleme yapmaktan, toptancı yaklaşmaktan, siyah ve beyaz olarak bakmaktan, etiketlemekten, karalamaktan, holiganca tavırlardan ve bedevi tarzı yaklaşımlardan uzak, insan ve Müslüman olmanın gereklerine uygun bir duruşa sahip olmamız gerekir. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in inananlar için güzel bir örnek olması boş yere değildir. Peygamberimizin örnek yaşamını kendimize ilke edinmeli ve tıpkı onun gibi, Kur’an ayetlerinin hayat bulmuş haline dönüşmeliyiz.
Zümer Suresi’nde inananlar için: “Onlar (her) sözü dinler; en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın doğru yola ulaştırdığı kişilerdir. Öz akıl sahipleri de işte sadece onlardır.” denilmektedir (Zümer Suresi 18).
Tek başına bu ayet bile farklı söz ve görüşlerin pekâlâ olabileceği için yeterli bir delildir. Bu ayet, aynı zamanda düşünce özgürlüğünü de desteklemektedir. İnananların tüm görüşleri dinleyip değerlendirmesi gerekir. Düşünce ve bilgi ancak bu şekilde gelişebilir. Aksi halde kalıplaşmış ve tekelci düşünceler ile inanç ve kabullerimizi test edip yanlış bilgilerden arındırmamız mümkün değildir. Farklı görüş ve düşünceler özgürce ifade edilebilmeli ki insanlar dinledikleri şeyler arasından seçim yapabilsinler. Sadece tek tip düşünceye alan açıp diğer düşünceleri hapsetmek doğru değildir. İnsanlar, başkalarının düşünce ve inançlarına saygılı olmak kaydıyla diledikleri gibi inanıp düşünebilmelidir. Farklı düşünceler insanı geliştirir, düşünceyi zenginleştirir. Minör konulardaki ayrılıkları majör konulardaki birliği bozma nedeni kılmamak, düşünceye ve söze karşı saygılı olmayı öğrenmek gerekir.
Son olarak, bu çalışmadaki cevaplar hazırlanırken olabildiğince açık ve sade bir anlatım tarzı hedeflenmiştir. Her yaştan ve farklı bilgi seviyesinden okuyucuların olabileceği dikkate alınarak teknik tabirlerden olabildiğince uzak durulmuştur. Dil açısından da yaşayan bir Türkçe kullanımına özen gösterilmiştir. Gereksiz detaydan ve tekrardan mümkün olduğunca kaçınmaya çalışılmıştır. Ancak bazı soruların cevaplarının ve bu cevaplarda referans olarak kullanılan ayetlerin doğrudan ve dolaylı olarak başka cevaplarla da ilişkili olabileceği hatırlanmalıdır. Bu yüzden kimi zaman tekrar gibi görünen ancak verilen cevaplarla doğrudan alakalı olan yerler ile karşılaşılabilir. Cevaplar
hazırlanırken, önceden yayımlanmış bazı çalışmalarımızın ilgili yerlerinden de yararlanılmış; başka çalışmalar da kullanılmıştır. Bu çalışmalar, bazen verilen cevaplarla ilgili referans bazen de konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek isteyenler için okuma önerisi olarak kullanılmıştır.
Bu çalışma, tek bir kişinin bile kalbini harekete geçirebilirse, Allah’a yaklaşmasına ve O’nun muhteşem ayetlerini hayatının referansı kılmasına sebep olabilirse amacına ulaşmış ve verilen emeği hak etmiş sayılacaktır. Çaba bizden, başarı ise her şeyin en doğrusunu bilen Allah’tandır.
.png)
