AÇIKLAMA
AHLAK FELSEFESİNDE TANRI NEDERE PDF-CEMRE DEMİREL İNDİRMEK OKUMAK İÇİN TIKLA
KİTABIN ÖNSÖZÜ
Genellikle Descartes’tan başlatılan modern dönemden itibaren ahlak ile Tanrı’nın arası açılmış ve çok sayıda seküler ahlaki teori geliştirilmiştir. Ne var ki Tanrı devreden çıkarıldığında objektif ahlakın ontolojik temeli, ahiret devreden çıkarıldığında ise ahlakın rasyonel temeli (veya bağlayıcılığı) tam anlamıyla tesis edilememektedir. Bilimsel gelişmeler, insanın ve evrenin bir gayesi olmadığını, dolayısıyla insanın sahici bir objektif ahlaka sahip olamayacağını örtük olarak işaret etmektedir. En basitinden Kopernik ile birlikte Dünya’nın evrenin merkezinde olmadığı, Darwin ile insanın kazalar sonucu oluşmuş bir hayvan türü olduğu anlaşılmıştır. Bu tabloda, eğer Tanrı yoksa, insana özel bir yer atfetmek ve insanın objektif ahlaki değerlere ve görevlere sahip olduğunu iddia etmek ancak hoş bir temenni gibi durmaktadır.
Çalışmamın amacı Tanrı’nın varlığını ya da objektif bir ahlakın varlığını ispat etmek değildir. Amacım, objektif bir ahlakın ontolojisinin ve bağlayıcılığının ancak Tanrı ile mümkün olduğunu göstermektir. Yani Tanrı’nın olmadığını ve dolayısıyla objektif bir ahlakın da var olmadığını savunan ahlaki nihilist görüşler de çalışmam tarafından teizm kadar makul bulunmuştur. Ancak karşı olduğum görüş, Tanrı olmadan da insanın objektif ahlaka, değerlere ve görevlere sahip olabileceğini iddia eden seküler etik anlayışlarıdır. Ontoloji konusundaki iddiam, eğer Tanrı yoksa ahlakın objektif bir temele yaslanamayacağı ve sahici bir varlığa sahip olamayacağıdır.
Ahlaki ontolojiden sonra üzerinde durduğum husus ahlakın bağlayıcılığı olmuştur, yani ahlaklı biri olmak için sahip olduğumuz rasyonel gerekçelerin ne olduğu. Bu hususta da ancak ilahi adalet vadeden bir Tanrı varsa ahlakın herkes için her zaman bağlayıcı olduğunu savundum. Ontolojideki tavrıma paralel olarak, Tanrı’nın var olmadığını ve dolayısıyla ahlakın herkes için her zaman bağlayıcı olmadığını savunan görüşler de çalışmamca makul bulunmuştur. Ancak karşı çıktığım ahlaki teoriler; hem Tanrı’yı devre dışı bırakan hem de ahlakın herkes için her zaman rasyonel gerekçeler temin ettiğini savunan seküler ahlak teorileri olmuştur.
Tanrı’nın varlığının ve yokluğunun getireceği bazı sonuçlar vardır. Amacım, Tanrı’yı devreden çıkardığımızda ve natüralizmi benimsediğimizde, bizi ahlak alanında nelerin beklediğini göstermektir. Emreden ve ilahi adalet vadeden bir Tanrı, objektif ahlakın hem ontolojik temelini hem de rasyonel temelini (bağlayıcılığını) temin edebilmektedir. Hiçbir seküler ahlaki teori, bu iki temeli sağlayabilme başarısını gösterememektedir.
Bu çalışma, “İlahi Buyruk Teorisi Ekseninde Objektif Ahlakın Temeli ve Bağlayıcılığı” isimli doktora tezimin düzenlenerek kitaplaştırılmış hâlidir. Esasen bir doktora tezi olması sebebiyle ahlak felsefesine aşina olmayan bir okuyucu için yer yer anlaması zor olsa da, hem işlediğim terimleri muhakkak defaatle açıklamam ve hem de ilk başta yabancı gelen terimlerin sık sık kullanılmasından ötürü kitabın her sabırlı okuyucu için büyük oranda anlaşılır olduğunu düşünüyorum.
Son olarak, tez danışmanım Prof. Dr. Mehmet Günenç’e hem çalışmamda bana sunduğu özgürlük için hem de yeri geldiğinde ufuk açan eleştirilerini sakınmadığı için büyük teşekkür borçluyum. Tez komitemde bulunan Prof. Dr. Rahim Acar ve metaetik konusundaki derin birikimiyle bana sıkça yardımcı olan Doç. Dr. Necati Murad Omay’a da en içten teşekkürlerimi sunarım. İstanbul Üniversitesi felsefe bölüm başkanı Prof. Dr. Cengiz Çakmak’a da bana vermiş olduğu manevi destekten ve samimiyetinden ötürü büyük teşekkür borçluyum.
.png)
