Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…
Besmele olarak bilinen ve “Bismillahirrahmanirrahim”; “Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla” olarak en basit anlamda çevrilebilen, herkesçe bilinen çok kutsal bir formülün adıdır.
Biz burada, Ehli Sünnet ve Şia tarafından üzerine ciltler yazılan anlamlarına değil, Kur’an’i açıdan anlamına bakacağız.
Öncelikle “Allah’ın adını anmak” hususu belirtilmelidir. Alak Suresi’nin ilk ayetinde “Yaratan Rabbinin adıyla oku” emri, Hac Suresi 34’te kurbanların Allah’ın adını anarak kesilmesi, Neml 30’da Süleyman’dan gelen mektubun “Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla Başlıyor” ayeti gibi birçok ayet; iyi, güzel ve hayırlı olması gereken konularda Allah’ın anılmasının takdir edilen bir davranış olduğu görüldüğü gibi, kurban gibi bir emrin ifasında Allah’ın anılmasının zorunlu tutulması da yol göstericidir.
Besmeleye dönersek, Allah’ı anmanın yanında Yüce Allah’ın iki ismi de özellikle zikredilmiştir. Rahman ve Rahim.
Besmele, bir bütün olarak Kur’an’da ayet olarak 2 yerde geçmektedir. Birincisi Fatiha Suresinin ilk ayeti, diğeri ise Neml Suresinin 30. ayeti. Her iki yerde de aynı formda ve kalıp olarak gelmektedir.
Besmelede geçen birinci isim, Yüce Allah’ın “Rahman” ismidir. Rahman, “merhamet eden” anlamına gelmektedir. Burada merhametten kasıt, yarattığı her şeyin ihtiyacını karşılayan, rızkını veren, dualarına icabet eden, acıyan manasındadır. Yüce Allah’ın bu ismi Yüce Allah’a inanan inanmayan, kendisini inkâr eden, hatta Yüce Allah’a düşmanlık edenleri dahi kapsayan bir merhamettir.
Rahim ismi ise, Yüce Allah’ın kendisine inananlara ekstra olarak merhamet ettiği, ikinci etapta kendisine iman edenlere ayrıca gösterdiği merhamettir.
Allah’a inanan, O’na iman eden, emirlerine ve yasaklarına göre hayatını tasarlayan bir insanın hem Rahman hem de Rahim isminden nasibi vardır. Kur’an’ın inşa ettiği kulluk bilincinde, her iki isimden gelen nasibe de kul talip olmalıdır.
Esasen Allah’ın diğer bütün isimleri de Rahman ve Rahim isimlerinden tecelliler içerir. Allah’ın Kahhar gibi “Celali” isimleri olarak geleneksel olarak belirtilen isimleri dahi Rahman ve Rahim isimlerinden pırıltılar barındırır.
İşte kulluk farkındalığı içerisinde her işe Allah’ın adını anarak başlamak, Kur’an’ın inşa ettiği insan bilincinin bir yansımasıdır. Allah’ın adını anarak başlarken Rahman ve Rahim isimlerini anmak, başlanılan işin neticesi ne olursa olsun Yüce Allah’ın merhametine bağlı olarak sonuçlanmasını temenni etmeyi içerisinde barındırır.
Hangi mezhepten, görüşten olursa olsun birçok İslam aliminin, besmele ile başlanılan her işin zahirde olmasa da gerçekte hep hayırla neticelendiğini söylemelerinin dayanağını bu farkındalık oluşturmaktadır.
Biz her işe besmele ile başlarız. Sebebi, her işin gerçekte hep hayırla, Allah’ın merhametine mazhar şekilde sonuçlanması içindir.
Tam bu noktada akla gelen ilk soru, kötü bir işe besmele ile başlarsak ne olacağı sorusudur. Örneğin, yasaklanan veya dinen doğru olmayan bir işe başlarken besmele ile başlarsak ne olacaktır?
Eğer bu bir ağız alışkanlığı ise (ki genelde böyle olmaktadır), bu hususta Maide 89 atfıyla sorumluluk olmadığı düşünülebilir. Gerçekten de ağız alışkanlığından dolayı söylenen yemin gibi bir durumda bile sorumluluk bulunmamaktadır.
Ama haram olan bir işe kasten besmele ile başlamak, imani bir sıkıntı olduğunun göstergesi olabilir. Örneğin; içki içmeye, zinaya, yalan söylemeye bilerek ve isteyerek besmele ile başlamak, büyük bir sorumluluk doğurabilecektir. En doğrusunu Allah bilir.
Fakat bu noktada akla takılan başka garip bir konu ise tartışmalı olan bazı durumlarda yani haram olup olmadığı kesin olmayan şeyleri yaparken besmele ile başlamak hususudur. Öncelikle söyleyelim ki, haram olan ne var ise Kur’an’da açıkça sayılmıştır. Kur’an’da sayılmayan hiçbir şeye haram diyemeyiz. Ancak öyle bazı durumlar vardır ki, doğası gereği tartışmalı olabilmektedir. Örneğin sigara konusu. Sağlığa zararlı olan hiçbir şeyi, Kur’an’ın seslendiği “akıl sahibi” olan birinin kullanması mümkün değildir. Bazı şeylerin bizatihi kendisi pis olduğundan bunun Kur’an’da ayrıca sayılmasına gerek yoktur. Örneğin Kur’an’da sayılmadı diye insan veya hayvan dışkısının yenilmesi mümkün müdür? Ya da zehirli bir otun yenilmesi uygun görülebilir mi? Burada haram-helal değil, insana yararlı-zararlı ayrımı söz konusudur. İşte sigara konusu da böyledir. Dolayısıyla, açıkça yasaklanan ve doğası gereği yapılması “akıl sahipleri” tarafından yapılması, yenmesi, içmesi vs. kabul edilemeyecek olan ne var ise, bunlara besmele ile başlamak da uygun olmayacaktır.
İman eden kulların, Allah’ın açıkça yasakladığı ve doğası gereği kullanılması, yapılması uygun olmayan hiçbir işi olmamalıdır. Bu konudaki hassasiyet, bir Müslümanın en önde gelen özelliğidir. Bu nedenle, her ne iş yaparsak Kur’an’a uygun olmalı ve besmele ile başlanmalıdır.
Hep besmele ile başlayacağınız işler yapmanız dileğiyle…
Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.
.png)