DEDİKODUCU, İFTİRACI VE ALAYCILARIN DEŞİFRESİ: HÜMEZE SURESİ
DEDİKODUCU, İFTİRACI VE ALAYCILARIN DEŞİFRESİ: HÜMEZE SURESİ

DEDİKODUCU, İFTİRACI VE ALAYCILARIN DEŞİFRESİ: HÜMEZE SURESİ

24-07-2025

Rahman Rahim Allah'ın Adıyla.

Çağımızın en büyük hastalıklarından biri de hiç kuşkusuz dedikodu, iftira ve alay etmektir. Dedikodu, bir kişinin bulunmadığı bir ortamda, en az iki kişinin bu kişi hakkında iyi konuşmaması, kötü konuşmasıdır. Buna gıybet de denir. Dedikodu kavramında dikkat edilmesi gereken, hakkında konuşulan kişi hakkında doğru konuşmaktır. Yani; eleştirilen kişinin yaptıkları, yaşam tarzı, başına gelen olaylar gibi konularda doğruları konuşmak ve bunun üzerinden eleştirilen kişinin duyması halinde üzüleceği hatta kızabileceği sözler söylemektir. Eğer dedikoduda geçen konular doğruyu yansıtmıyorsa, bu dedikodu ya da gıybet değil, iftira olacaktır.

İftira ise, bir kişinin yapmadığı bir şeyi bilmek ve buna rağmen o kişinin  yapılmayan şeyi yaptığını söylemek, iddia etmektir. İftiraya, sadece yapılması lazım gelip de yapılmayan işler değil, yapıldığı halde yapılmadığı iddia edilen olaylar da dahildir. Örneğin; bir anne çocuğuna çok iyi bakmasına rağmen "çocuğuna bakamıyor, ihmal ediyor" demek gibi.

Alay ise, bir kişinin görüşü, fiziği, bir düşüncesi, giyimi vs herhangi bir özelliğine bağlı olarak onu gülünç duruma düşürmek, onurunu kırmak, ciddiyetsiz hale düşürmektir. Alay etmek, esasında karşıdaki insanı aşağılamaktır.

Hümeze Suresi'nde Yüce Allah, bize dedikoducuların, iftiracıların ve alaycıların bilincini anlatmaktadır ve gerçekten de çok ilginç tespitler mevcuttur.

Surenin birinci ayetinde geçen "humezetin" kelimesine bakıldığında, "dedikodu, dil ile çekiştirmek, kusur bulmak, iftira atmak" manası verilebilmektedir. Nitekim Kalem:11'de Yüce Allah, arkadan çekiştirmeyi, kötü lafları dolandırmakla bir saymıştır. Yine Yüce Allah Mü’minûn Suresi 97. ayette aynı kelimeyi, "kışkırtmak" manasında kullanmıştır.

Aynı ayette geçen "lumeze" kelimesi "kaş göz işareti yapmak, alay etmek" anlamına gelmiştir ve aynı kelime bir başka formda Hucurât 11'de gelmektedir ve burada da "ayıplama" manasında kullanılmıştır.

Ayete Yüce Allah bu sayılanların "vay haline" diye söze başlamıştır. Kur'an'da Yüce Allah, "veylun" yani "vay hallerine" diyerek seslendiği bilinç sahiplerini, insanların bu kişileri tam tanımaları için hem deşifre etmekte hem de bu tip insanların cezasının ve sonunun ne olduğunu belirtmektedir.

Surenin ikinci ayetinde Yüce Allah, bu tip insanların yani dedikoducu, iftiracı ve alaycı zihniyet sahiplerinin önemli bir yönüne işaret eder: Mala düşkünlük. Ayette mealen "(O ki) malı yığıp/bir araya toplayıp, hesabını yapıp/sayıp durur!" buyurulmuştur.

Burada Yüce Allah, ayette eleştirilen bilinç sahiplerinin, mal düşkünü oldukları, devamlı mal biriktirmeyi dert edindiklerini bize deşifre etmiştir. Gerçekten de etrafınızdaki dedikoducu, iftiracı ve alaycı insanlara baktığınızda, bu karaktere sahip olduğunu görürüz. Peki Yüce Allah bu deşifre ile bize neyi anlatmayı amaçlıyor?

Bu tip insanlarla ticaretimize dikkat etmemizi mi, bunlarla bir araya geldiğimizde mal ve para düşkünlükleri nedeniyle bize zarar verebileceklerini mi yoksa bizim mal ve paramıza göz koyacaklarını mı? Tabi ki hepsi de ihtimal dahilindedir ancak bu noktada fark edilmesi gereken önemli bir durum vardır: Dedikoducu, iftiracı ve alaycı insanların bu şekilde mal düşkünlüğü bulunuyor ise; mal düşkünlüğü ile malum ve meşhur kişilerde de dedikodu, iftira ve alaycılık gibi kötü özelliklerin bulunması kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle feraset sahibi bir müslüman, bu deşifreyi hiçbir zaman unutmamalı, buna göre davranmalıdır.

Surenin üçüncü ayetinde Yüce Allah, bu zihniyet sahibi kişilerin bir başka yönünü daha bize ikaz ederek söylemektedir: "Malın kendisini sonsuza dek yaşatacağını sanır." Görüldüğü üzere bahsi geçen kişilerin, mal fazlalığı ve ömrün uzunluğu kavramlarını eşgüdümlü görmek gibi bir hataya düştüklerini Yüce Allah açıkça belirtmektedir.

Bu ayetin tefekkürü ile bir çok sonuca ulaşılabilir. Ayette bahsi geçen insanların mallarına karşı yapılan her girişimi, hayatlarına, vücut bütünlüklerine karşı bir girişim gibi algılama yanılsamaları olması, mallarına canlarından daha çok önem vermeleri gibi.

Yüce Allah surenin ilk üç ayetinde; dedikodu yapanların, iftira atanların, alay edenlerin ortak özelliklerini bize bildirmiş bulunmaktadır. Biz Müslümanlara düşen, bu bilinç sahibi insanlara karşı tedbirli olmak, onlara fırsat vermemektir. Bu tip insanların mal düşkünlüğü nedeniyle, bizim mallarımıza göz koyabileceklerini, haksız yere elimizden alabileceklerini bilmemiz önemlidir. Ayrıca, bu tip insanlar ile bir sürtüşme yaşar isek, zayıf noktalarının malları olduğunu da Yüce Allah bize bildirmiş olmaktadır. Dolayısıyla sorunun hem sebebi hem de çözüm yolunu, Yüce Allah bize ayette göstermiştir. Rabbimize övgüler ve şükürler olsun.

Surenin diğer ayetleri, bu tip insanların yaşayacakları son ve cezalarının niteliği hakkındadır:

"Hayır; andolsun o, 'hutame'ye atılacaktır. Sen Hutame'nin ne olduğunu bilir misin? Allah tarafından tutuşturulmuş bir ateştir. Öyle bir ateş ki yürekleri sarar, kaplar. Uzun direkler arasında, onların üzerine kapanacaktır."(Hümeze:4-9)

Ayette bahsi geçen bilinç sahiplerine özel bir cezalandırılma yöntemi olması, dikkat çekicidir. Kur'an'da Yüce Allah, insanlara ve topluma çok büyük zarar doğuracak yasak fiilleri işleyen için özel cezalandırma yöntemlerinden bahsetmiştir.

Günümüzde; iftira hala büyük bir kusur, suç olarak toplumda yadırganmaktadır. Ancak gıybet, dedikodu ve alay, maalesef normalleşmiş durumdadır. Her üç fiil de artık normal karşılanan, hatta yapılması keyif veren fiiller olarak algılanmaktadır. Bu tip fiilleri yapanlar uyarıldıkları zaman "herkes yapıyor, ne yapıyoruz sadece konuşuyoruz, şaka yaptık, sen şakayı kaldıramıyorsun, bu tip şakalara bozulacaksan bir daha bizimle konuşma" gibi tepkiler vermekte ve bu fillerin normal olduğunu ileri sürmektedirler.

Ama Kur'an'a iman eden bir kişi için dedikodu, gıybet, alay ve iftira gibi fiiller, hem yapılmaması hem normalleştirilmemesi hem de yapılmasına izin verilmemesi gereken fiillerdir. Yüce Allah'ın özel bir ceza öngördüğü ve fakat içinde yaşadığımız çağda normalleştirilen bu fiillerden uzak durmamız gerekmektedir.

Dikkat edilmelidir ki ayette, insanı bu fiillere yönlendiren nedenler içerisinde şeytan sayılmamıştır. Günümüz insanı bu tip fiilleri işleyip, daha sonra sert bir tepkiyle karşılaştığında "şeytana uydum" gibi bahaneler üretmektedir. Unutulmamalıdır ki bu tip yasak fiillerin, şeytanla ilgisi yoktur ve insanın kendi oluşturduğu yanlış bilincin sonucu olarak oluştuğu, ayette açıkça görülmektedir.

Ayette yazılan fiilleri gerçekleştiren insanların, mal ve hayat eş güdümlülüğü gibi yanlış bir temel üzerine inşa ettikleri düşüncenin yansıması/devamı olarak mı dedikodu, gıybet, iftira yahut alay fiillerini işledikleri yoksa dedikodu, gıybet, iftira ve alay fillerini işlemeyi normal gördükleri için mi mal ve hayat eşgüdümlülüğü fikrine kapıldıkları, tam olarak bilinmemektedir. Ama her iki çıkarım da bizce doğrudur. Biz Müslümanlara düşen, bu uyarıyı dikkate almaktır.


E-bülten Aboneliği

Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.