EBU HÜREYRE: YALANCI HADİS RİVAYETÇİSİ
EBU HÜREYRE: YALANCI HADİS RİVAYETÇİSİ

EBU HÜREYRE: YALANCI HADİS RİVAYETÇİSİ

28-03-2024

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

Ebu Hüreyre, tüm hadis kaynaklarında en çok hadis rivayet eden ravi olarak geçer. Peki hadis rivayeti mükerrerleri ile 5734’e ulaşan Ebu Hüreyre bu kadar hadisi nasıl nakletmiştir?

İslam Ansiklopedisinde, Ebu Hüreyre bahsinde bu ravinin hadis ilmi içerisindeki yeri şu şekilde belirtilmiştir:

“Binden fazla hadis rivayet etmeleri sebebiyle “müksirûn” diye anılan yedi sahabe arasında Ebû Hüreyre ilk sırayı almaktadır. Bakī b. Mahled’den İbn Hazm’ın naklettiğine göre (ʿAded mâ li-külli vâid, s. 79) onun rivayetleri mükerrerleriyle birlikte 5374’ü bulmaktadır. Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’indeki rivayetleri 3862’dir. Bu rakamı 3848 veya 3879 olarak tespit edenler de vardır. Ebû Hüreyre’nin Kütüb-i Sitte ile el-Müsned’deki mükerrer olmayan rivayetleri, M. Ziyâürrahman el-A‘zamî’nin tesbitine göre 1336 hadisten ibarettir (Ebû Hüreyre fî avʾi merviyyâtih, s. 76). Ahmed Muhammed Şâkir, el-Müsneddeki tekrarsız rivayetlerinin 1579 olduğunu söylemektedir (el-Bâʿis̱ü’l-as̱îs̱, s. 188).”

Peki Ebu Hüreyre, bu kadar hadisi ne kadarlık sürede vakıf olmuştur? Yani Sevgili Peygamberimizin yanında ne kadar süre kalmıştır? Yine İslam Ansiklopedisi’nin Ebu Hüreyre bahsinde bu husus şu şekilde belirtilmiştir:

“Ebû Hüreyre’nin Medine’ye geldiği tarihten Hz. Peygamber’in vefatına kadar dört yıllık bir süre geçmekle beraber Resûlullah’ın yanında üç yıl kaldığını bizzat söylediğine göre, Alâ b. Hadramî başkanlığında Bahreyn’e gittiği (8/629-30) ve orada bulunduğu süreyi bu zamanın dışında tuttuğu anlaşılmaktadır.”

Dolayısıyla Ebu Hüreyre’nin, Peygamberimizin yanında 3 yıl kaldığı kabul edilmektedir. 3 yılda mükerrerleriyle birlikte 5734 ama en az 1579 tekil gelen hadis rivayet ettiği sabittir.

Şimdi rakamları bu şekilde ortaya koyduktan sonra, Ebu Hüreyre’nin rivayetlerini irdelemeden önce şu hususu belirtmemiz gerekmektedir. Çocukluğundan, Sevgili Peygamberimizin vefatına kadar yanında olan, kızıyla evlenip damadı olan Ali bin Ebu Talip (Hz. Ali) tarafından rivayet edildiği iddia edilen hadis sayısı 547, annemiz Aişe’den mükerrerleriyle birlikte 2210 hadis rivayet edilmiştir. Peygamberimizin yanında 3 yıl kalan bir kişinin, Ali ve Aişe’den rivayet edilen hadislerle karşılaştırıldığında, çok abartı bir hadis rivayet sayısına sahip olduğunu söylemek, hiç de zor olmamaktadır.

Sayısal anlamda 3 yıllık bir beraberlikten Peygamberimizden rivayet edilen hadis sayısı ile ömrünü birlikte geçirdiği amcaoğlu ve eşinden daha fazla sayıda hadis rivayet etmesi, soru işaretlerini üzerine çekmektedir.

Devam edelim…

Ebu Hüreyre, Sevgili Peygamberimizin en yakınındakiler tarafından sert bir şekilde tenkit edilmiş, hatta şiddet uygulamışlardır. Örneğin Hz. Ayşe, Ebu Hüreyre’ye “Sen Peygamber’den duymadığım hadisler rivayet ediyorsun” dediğinde ona edepsizce bir cevap verir: “Ayna ve sürme seni Peygamber’le ilgilenmekten uzak tuttu” (Zehebi, Siyeru Alemin Nubela 2. cilt).

Hadis kitaplarında, Hz. Ömer’in Ebu Hüreyre’yi, hadis naklinden dolayı tehdit ettiği ve tartakladığı da anlatılır. Ebu Hüreyre, “Size naklettiğim şu hadisleri Ömer zamanında anlatsaydım değneği ile beni döverdi” der (Ez Zehebi, Tezkiretul Huffaz). Ebu Hüreyre’nin şu ifadesi Müslim’de geçer: “Ömer ölünceye kadar ‘Allah’ın Resulü buyurdu’ diyemezdik” (Müslim, 1. cilt).

Hz. Ali’nin de Hüreyre hakkında görüşleri vardır. “Yaşayanlar arasında Allah Resul’üne en fazla yalan isnat eden Ebu Hüreyre’dir” (İbni Ebul Hadid, Şerhu Nehcul Belağa, 1. cilt). Yine Hz. Ali Hüreyre’nin “Sevgili dostum bana haber verdi ki” diye Peygamber’den bahsettiğini duyunca “Peygamber ne zaman senin sevgili dostun oldu?” diye sormuştur. İbn Mesud gibi meşhur bir sahabe ise onun “Ölü yıkayan ve taşıyan kişi abdest alsın” sözünü kabul etmeyerek hakkında ağır sözler söylemiş ve sonra şöyle demiştir: “Ey insanlar, ölülerinizden dolayı necasete (pisliğe) bulaşmazsınız.”

Son olarak Ömer bin Hattap’tan bahsedelim. Hz. Ömer, Ebu Hüreyre’ye hitaben: “Seni Bahreyn’e vali yaptığımda ayağında bir çift ayakkabı yoktu. Sonra duydum ki sen 1000 dinara, 600 dinara atlar satın almışsın. Sen Bahreyn’in en ücra köşesinden, insanlar vergilerini, Allah ve Müslümanlar için değil de senin için versinler diye mi geldin?” der (Zehebi, Siyer). Ebu Hüreyre’nin bizzat kendisinin aktardığı bir hadiste ise Hz. Ömer ona şöyle demiştir: “Ey Allah’ın ve Kitabı’nın düşmanı! Allah’ın malını çaldın değil mi? Yoksa senin on bin dinarın nereden olacak?” (İbni Sa’d, Tabakat, 4. cilt).

Belirtilen tüm kaynaklar, Ebu Hüreyre’den gelen hadislere sahih diyen Ehli Sünnet ve Selefi kaynaklardır.

Tüm bu anlatımlar ve özellikle Aişe, Ali ve Ömer’in tepkisi bize şu portreyi çizmektedir: Ebu Hüreyre, durum ve şartlara ama her hâlükârda kendi çıkarı için Peygambere iftira atarak hadis rivayet etmiştir. Peygambere en yakın 3 kişinin bu şahitlikleri, Ebu Hüreyre’nin bırakın hadis rivayetlerine inanmayı, Peygambere iftira atması nedeniyle cezalandırılması gerektirmektedir.

Nitekim, her 3 sahabe de bu dünyadan göçüp gittikten sonra haklı çıkmışlardır. Nitekim Emevîler döneminde Ebu Hüreyre’ye özel ev ve bahçeler hediye edilmiş, Emevîler döneminde Ebu Hüreyre altın çağını yaşamıştır. Ve tabi ki bu aldıklarına binaen hadis uydurmaya başlamıştır:

Ebu Hüreyre rivayet eder ki: “Allah’ın Resulü Muaviye’ye bir ok verdi ve şöyle dedi: ‘Bu oku al ve cennette beni onunla karşıla.” Ebu Hüreyre’den yine şu hadis rivayet edilmiştir: “Allah’ın Resulü şunu derken duydum: ‘Allah, vahyini üç kişiye emanet etti: Ben, Cebrail ve Muaviye.’” (Her iki hadisin kaynağı: İbni Kesir, El Bidaye Ve’n Nihaye)

Ebu Hüreyre’nin “Av ve çoban köpekleri dışındaki köpekleri öldürün” hadisine tarla köpeklerini de eklemesi üzerine İbni Ömer, Ebu Hüreyre’nin tarlaları olduğu için böyle bir yalanı uydurduğunu söylemiştir (Cemal Sait Aktaş, Hadis Kritiği Makalesi).

Aişe, Ali ve Ömer’in şahitlikleri, birçok başka kişilerin beyanları, rüşvet iddiaları ile Emevîler döneminde ev, toprak bağışı ile altın çağını yaşayıp, o güne kadar söylemediği hadisleri Muaviye’yi kutsamak ve Peygambere de hadis aracılığıyla kutsatmak için hadisler uyduran Ebu Hüreyre, güvenilmez ve hadislerine kesinlikle itibar edilmez bir kişidir.

Peki hadis bağımlılarının Ebu Hüreyre aleyhine bu kadar delil var iken savunmaların temelinde olan kaygı nedir? Kendilerine İslam alimi diyen zatların bu delillere rağmen hala Hüreyre’nin yalanlarının peşinden gitmelerinin nedeni nedir? Bu sorunun cevabını, yine bir hadis bağımlısı olan “Seadet-i Ebediyye: Tam İlmihal” kitabının yazarı Hüseyin Hilmi Işık şöyle vermektedir: “Ebu Hüreyre’yi inkâr eden şeriatın yarısını inkar eder çünkü hükümlerin çıktığı hadislerin yarısını Ebu Hüreyre nakletmiştir.”

Gördünüz mü? Kur’an Bize Yetmez, hadisler de lazım, hadisler de yetmez alimler lazım, o da yetmez icma, o da yetmez içtihat vs. vs. diyenler, Kur’an’dan sapa sapa bambaşka bir din oluşturdular. Yalan söylediği açıkça tespit edilen birinin yalanları üzerine şeriatın yarısını inşa edenler, Kur’an’ın şeriatı inşa ettiğinden habersizdirler!

Karar sizin! Ya Kur’an’a uyacak, Allah kelamını hayatınızın merkezine koyacaksınız ya da yalancı olduğu konusunda şüphe bulunmayan kişinin yarısını inşa ettiği mezhep dinine inanıp, ahiretinizi mahvedeceksiniz.

Siz neye karar verirseniz verin. Herkes kendi seçiminden sorumlu olacaktır. Ama Kur’an 43/44 hükmü açık: “Bu kitaptan (Kur’an’dan) sorguya çekileceksiniz!”

Selam ve dua ile…

E-bülten Aboneliği

Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.