Hac ibadetini gerçekleştirenlerin tüm günahları affedilecek şeklinde bir "inanç" vardır. Bu inanç, hem ehli sünnette hem de diğer mezheplerde ölümüne savunulur hatta bunun bir iman hakikati olduğunu dahi dile getirenler vardır. Yani İslam'ın Şartı diye dayatılanlar içerisinde hac ibadetinin bulunmasının, aynı zamanda hac ibadetini gerçekleştirenlerin tüm günahlarının affedileceğini de kapsadığı söylenmektedir. Bu bir akıl tutulmasıdır.
Aslında bu konuda çok konuşmaya gerek olmayıp, bunun bir aldatmaca olduğunu, Kur'an'da bununla ilgili yani Hac ibareti yapanların tüm günahlarının affedileceği yönünde tek bir ayet bulunmadığını söyleyip konuyu kapatmak ve hiç tartışmaya girmemek en akıllıcası olsa da ilkokul çocuğuna anlatır gibi olayı anlatalım ki, hac ile cenneti garantiye aldığını sananlara bir ikazımız olsun.
Önce bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, hem bu konudaki kaynakları belirttiği hem de konuyu kısa ve öz bir şekilde açıkladığı bir yazısını aynen aktaralım ve onun üzerine konuşalım.
Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kim Allah için hacceder de (Allah’ın rızasına uymayan) kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, annesinden doğduğu günkü gibi (günahlarından arınmış olarak hacdan) döner.” (Buhârî, Hac, 4 [1521]; Müslim, Hac, 438 [1350]) buyurmaktadır. Bu hadis muteber hadis kaynaklarında yer almaktadır. Bu ve benzeri hadisleri gerçek anlamında anlamak mümkün olduğu gibi hac ibadetinin önem ve faziletini vurgulamak ve bu vecibeyi ifaya teşvik olarak değerlendirmek de mümkündür. Bir başka hadiste; “Hacılar ve umre yapanlar Allah’ın (evinin) ziyaretçileridir. Kendisine dua ederlerse dualarına icabet eder, O’ndan bağışlanma dilerlerse onları bağışlar.” (İbn Mâce, Menâsik, 5 [2892]) buyrulmaktadır. Benzer ifadeler başka ibadetlerle ilgili olarak da kullanılmıştır. Mesela “Beş vakit namaz, cumadan cumaya (kılınan cuma namazı), Ramazan’dan Ramazan’a (tutulan Ramazan orucu), büyük günahlardan uzak kalındığı sürece, arada işlenen küçük günahların bağışlanmasına vesiledir.” (Müslim, Tahâret, 16 [233]); “Her kim Ramazan’ı (farz olduğuna) inanarak ve ecrini de umarak oruçla geçirirse, daha önce işlediği günahları bağışlanır.” (Buhârî, Îmân, 28 [38]; Savm, 6 [1901]; Fazlu leyleti’l-kadr, 1 [2014]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 175 [760]) buyrulmuştur.
Bu hadislerden anlaşılması gereken; -namaz, oruç, zekât gibi farzları terk etmek; içki, kumar, zina, hırsızlık, adam öldürme gibi haramları işlemek anlamına gelen büyük günahlardan uzak kalındığı sürece- küçük günahların belirtilen iyi ameller vesilesiyle affedileceğidir.
Kişilerin namaz, oruç, zekât borçlarını kaza etmeden, kul haklarını ödemeden veya helalleşmeden bir hac yapmakla tamamen günahsız olacağını düşünmek, çok da doğru görünmemektedir. Ayrıca büyük günahlar ancak tövbe ve istiğfarla bağışlanabilir. (12.07.2017 tarihli yazı, https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/576/hac-yapan-kimsenin-butun-gunahlarinin-affedilecegine-dair-rivayetler-sahih-midir#:~:text=Peygamber%20(s.a.s.)%2C%20%E2%80%9CKim,%2C%20438%20%5B1350%5D)%20buyurmaktad%C4%B1r. , son erişim 25.03.2024)
Tüm sunulan kaynaklara, verilen hadislere vs. rağmen yazının en sonunda Diyanet, günahların ancak tövbe ve istiğfarla bağışlanacağını, kul haklarının ödenmeden ve helalleşmeden günahsız olunamayacağını, namaz, oruç, zekat borçlarının kaza etmeden sorumluluğun devam edeceğini açıkça belirtmiştir. Yani ehli sünnet içerisinde var olan ama Kur'an'da olmayan (namazın kazası gibi sonradan çıkan) telafileri bile kapatmadığı Diyanet tarafından açıkça ilan edilmiştir.
E peki o zaman hac ile ne affedilmektedir? Tüm günahların affedileceği yalanı nerden çıkmıştır? Diyanet'in yazısında aktarılan hadislerden yola çıkarak hac insanı tertemiz eder mantığının, aslında Kur'an'ın açık ve kesin hükümlerine aykırı olduğunu, ileri sürülen hadislerin Kur'an ile açıkça çeliştiği görülmektedir. Daha net bir ifade ile Diyanet dahi aslında hac ibadetinin tüm günahları affettirmek gibi bir fonksiyonunun olmadığını, bir günah affı için Kur'an'da açık hüküm bulunması gerektiğini dolaylı olarak dile getirmiştir.
Değerli dostlar. Hac, bir ibadettir ve her Müslümanın imkanı var ise (ki buradaki imkanlar da ehli sünnetin anlattığı para, pul imkanından ibaret değildir) yapması gereken bir ibadettir. Hac, İbrahim Resul'den bu yana tevhit inancının yeşerdiği yerlerin fiilen görülmesi, ilk mabet Kabe'nin ziyareti, Kur'an'ın indiği beldelere gidilmesi, Muhammed Resul'ün ayak bastığı yerlerin hissedilmesi, rüku ve secde gibi emredilen tavafın yapılması, o atmosferin yerinde keşfi, insanın bilincinde tevhidi oturtma açısından önemli bir ibadettir.
Bugün, hacca gideceklere "hac ibadeti ile tüm günahlar affedilmeyecektir, böyle bir şey yoktur" denilse, haca gidenlerin sayısındaki düşüşü tahmin edebiliyor musunuz? "Tüm günahlarım affolacak" diye gidenlerin sayısının, toplam gidenlerin sayısı içerisinde çoğunluğu oluşturduğunu tahmin etmek pek de zor değil. "Haca gidince günahlar affolmayacakmış" dediğinizde "E o zaman o kadar masraf yapıp bir de oralarda gidip niye çile çekelim" diye cevap verecekleri bir düşünün.
Hac, Yüce Allah tarafından emredilmiş bir ibadettir ve burada tartışma bitmiştir. Bu ibadetin karşılığı Kur'an'da belirtilmemiştir. Tövbe ve istiğfar gibi konularda "af" konusu açıkça belirtilmiş iken hac ibadetinde böyle bir şey olsa Yüce Allah'ın bunu belirtmemesi mümkün mü? Tabi ki değil!
Tevhit inancı mantığında ibaret; karşılığını almak için değil, meyvelerini toplamak için yapılır. Yapılan tüm ibadetler insanın yararınadır, insanlar içindir. Allah'ın ihtiyacı olduğu için ibadet ettiğimizi düşünmek zaten Allah'a eksiklik atfetmektir ve bu resmen küfürdür. Çünkü Allah "hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve aynı zamanda tüm yarattıklarının ihtiyaçlarını gideren"dir. Allah'ın Samed ismi bu anlama işaret etmektedir.
Kısa yoldan cennete girme pazarlığı, pagan Hristiyanlık aracısı Vatikan'ın sattığı cennet tapularında veya bunun bizim dinimizdeki tarikat-tasavvuf ve kısmen mezhep komisyoncularında vardır. İslam dininde böyle bir şey yoktur.
Selam ve dua ile...
Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.
.png)