Hadislerdeki Kur’an’a aykırılık ve saçmalıkların ayyuka çıkması ile hadistaparların en akılsızlarının sorduğu ilk soru: “Madem hadisleri tanımıyorsun o zaman bana Kur’an’dan namazı göstersene?”
Kur’an’da namaz ayetleri açık. Namaz, peygamberden önce de yapılan bir kısım ritüellere verilen ve şu an kılınan namaza çok benzeyen hareketlerden oluşmaktadır. Kur’an buna dahi işaret etmektedir. (Enfal 35)
Şimdi gelelim soruya, Kur’an’da namazın vakitleri ve rekatları konusunda açık ve net bir bilgi yok ama bu konuda bir sınırlama da yok. Şimdi bu akılsızların sorduğu soruya bakıldığında öncelikle şu hususu açıkça ortaya koyalım: Hadistaparların hadislerinde, tek bir namaz rivayeti bulunmamaktadır! Gerek vakit gerek rekât gerekse namazdaki hareketler bakımından bir birlik yoktur. Zaten mezhepler arasındaki farklar da bundan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle Kur’an’da namaz ile ilgili açık, net ve tek tip bir beyan yok ama hadislerde var gibi bir izah alenen yalandır!
Ayrıca hadistaparların uygulamalarına bir bakalım. Önce namaz vakitlerinden başlayalım. Ülkemizde 5 vakit kılınan namaz, Arabistan’da 6 vakit, İran’da 3 vakit, Yemen’de 2 vakit olarak kılınır. Şimdi hadislerde tam olarak namaz belirtiliyor ise ise niye bu hadistaparların vakitlerinde sorun var?
Her hadistapar grup, kendini sahih hadis kaynaklarına dayandığını iddia eder. Hatta Kur’an’ı getirenlerin aynı zamanda hadisleri de getirdiklerini, Kur’an nasıl tek şekilde bize ulaştıysa hadisler de o şekilde ulaşmıştır diye açık yalan da söylerken hiç utanmamaktadırlar. Bunun en basit örneği, Sahih Buhari denen hadis kitabının elimizdeki nüshasının 16. YY’a ait olması ve bu nüshanın da bir kopya olmasıdır. Bizzat Sahih Buhari’nin kendi el yazısı veya el yazısının kopyası değil, kopyasının kopyasının kopyasının ….. kopyası… E hani bu hadisler bize Kur’an’ı getiren sahabelerle gelmişti? Kur’an’ın en eski hali elimizde mevcut da bu hadisler neden yok? Çünkü bu külliyen bir yalandır ve Kur’an sayfalarını getirenler koltuklarının altına hadis kitaplarını sıkıştırıp getirmemişlerdir. Hadis kitabı diye belirtilen kitaplar bize Kur’an sayfaları ulaştıktan yüzyıllar sonra yazılmış ve bize hadis kaynaklarının ulaşması Kur'an'ın ulaşmasından yüzlerce yıl sonra vuku bulmuştur.
Yalanların en büyüğü de peygamber yaşar iken hadislerin yazıldığı ve şu an elimizde bu hadislerin bulunduğu yönündeki yalandır. Böyle bir şey yoktur! Yazılan kopyaları sanki peygamber zamanında yazılmış gibi bizlere yutturmaya çalışanlar, namaz konusundaki farklılıkları da laf kalabalığına getirmektedirler.
Konumuza dönersek, hadistaparların namaz vakitleri konusunda dahi birbirleri ile ters düştüklerini açıkça görmekteyiz. Mezhep diye ortaya konulan ve fıkhi anlamda farklı görüşler olarak dinleyenlere yutturulmaya çalışılanların ise birbiri ile çelişkili oldukları, birbirlerini tekfir ettikleri hatta hepsinin dayandığını iddia ettiği Buhari’nin, mezhep imamlarının bazılarını dahi tekfir ettiği hiç konuşulmaz. Dile getirilince de boğuntuya getirilip hemen başka konuya geçilir.
Vakit sayısında anlaşamayanlar vakitlerin bizatihi zamanında da ayrılığa düşmüşlerdir. Örneğin Şafi’lere göre yatsı namazı vakti Hanefilerden çok daha önce girer.
Peki namaz rekatları bakımından durum nasıldır? Tabi vakitlerdeki çelişkilerden daha fazla çelişki vardır. Türkiye’de sabah 4 (2+2), öğlen 10 (4+4+2), ikindi 8 (4+4), akşam 5 (3+2) yatsı 10 (4+4+2) ve yatsı ile kılınan vitir namazı 3 rekattır. İran’da namaz 3 vakit kılınır ve Şii’lerin kollarına göre rekât sayıları birbirinden farklıdır ve Türkiye ile birbirini tutan tek bir kol yoktur. Yemen’de sabah-akşam vakitleri vardır ve her vakitte 2 rekât kılınır. Arabistan’da ise 6 vakitte bizdeki farz ve vacipler kılınır.
Şimdi hadistaparlara soruyoruz: HADİSLERDEN BİZE NAMAZI GÖSTERSENİZE! TEK ve BİR ŞEKİLDE SÖYLENEN VEYA PARÇA PARÇA NAMAZ VAKİTLERİNİ, VAKİTLERİN ZAMAN TANIMINI VE HER BİR VAKİTTE KAÇ REKAT SÜNNET KAÇ REKAT FARZ VE KAÇ REKAT VACİP VAR BİZE AÇIKLAYABİLİR MİSİNİZ? TABİ KENDİ İNANDIĞINIZ HADİSLERE GÖRE AÇIKLARSINIZ PEKİ DİĞER KAYNAKLAR? ONLAR DA SAHİH OLDUKLARINI İDDİA EDİYORLAR, SİZ DE KENDİ HADİSLERİNİZİN SAHİH OLDUĞUNU İDDİA EDİYORSUNUZ! HER BİR SAHİHLİK İDDİA EDENLERİN İDDİALARINI KANITLAYACAK DELİLLERİ NE? TABİ Kİ DELİL YOK, SADECE RİVAYET! YANİ RİVAYETİ RİVAYETLE DELİLLENDİRMEYE ÇALIŞMAKTADIRLAR! BU DA KUR'AN'DA ONLARCA KEZ GEÇEN "AKIL EDEMİYECEK MİSİNİZ" AYETİNE ALENEN AYKIRILIK OLUŞTURMAKTADIR!
Şimdi ne olacak benim hadistapar kardeşlerim? Uğruna Kur’an’ı ikinci plana attığınız, “Buhari çökerse İslam çöker” diyerek kulluk ettiğiniz hadisler çöktü! Siz yalanları din diye Kur'an'a rağmen halka dayatarak, hadislerin içine yalanlar karıştırarak dini de imanı da çökerttiniz! En önemli ibadetlerden namazı kevgire çevirdiniz. Sizin uydurmalarınız, birbirinizi tekfiriniz yüzünden şu an Kur’an’ı inkâr edenler kol geziyor! Namazı mundar eden sizler bununla da kalmadınız! Kur'an'a, peygambere hatta Allah'a dahi iftiralar attınız!
Bırakın Buhari’yi, hadisler çöktü işte! Bizim imanımız tam, İslam dimdik ayakta ama belli ki sizin iman ettiğiniz Kur’an ve peygamber değil, bizzat hadis yazan kağıtlar ve sizin İslam’ınız işte çöktü! Ve bu enkazın altında kalmaya devam edeceksiniz. Tabi ki tek bir yol var o da, Kur’an’a dönmenizdir! Aksi halde ahirette hesap veremeyeceksiniz. Çünkü Kur’an’da açıkça belirtmektedir. “Bu kitaptan sorguya çekileceksiniz!” (Kur’an, 43/44) Buhari'den, hadisten, rivayetten, menkıbelerden, alim diye geçinenlerin keşiflerinden, zuhuratlarından DEĞİL, hesap sadece ve sadece Kur'an'dandır!
Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.
.png)