MUHAMMED RESUL DEVRİMCİ MİYDİ?
MUHAMMED RESUL DEVRİMCİ MİYDİ?

MUHAMMED RESUL DEVRİMCİ MİYDİ?

20-04-2024

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

Kelime manası olarak devrim; köklü değişiklik yapmak, devrimci; köklü değişiklik yapan anlamına gelmektedir. Alışılagelen ve içerisinde eşitsizlik, hak yoksunlukları barındıran, adil olmayan bir düzeni değiştirmek, daha fazla adalet, daha fazla eşitlik, daha fazla eşit dağılım gibi sözlerle yola çıkan devrim hareketleri, tarih boyunca her sistem karşıtları tarafından dile getirilen sloganlardır.

Tarihte devrim yapan, devrimci olarak nitelendirilen her örgütlenme, her kişi ve her fikir, sol görüş taraftarı olarak algılanmıştır. Sosyalizm, Marksizm, Komünizm veya sosyal demokrasi taraftarları devamlı kendilerini devrimci olarak tanımlarlar.

Hak din İslam ile Yüce Allah, dinini 2 temel kavram üzerine oturtmuştur. Tevhit ve Adalet. Her iki kavramı öne sürerek günümüzde bazı ideolojiler de kendilerini İslam’a alternatif olarak sunsa da denenen tüm sistemler göstermiştir ki, bu tip söylemler ile başarılı olunamamıştır. Çünkü gerek sosyalizm gerek diğer komünal sistem türevleri hep baştan aşağıya inen ve zor ile halka kabullendirilmeye çalışılan sistemler olarak karşımıza çıkmışlardır. “Halk için ama halka rağmen” gerçekleştirilmeye çalışılan bu sistemlerin sonu hep hüsran olmuş ve milyonlarca insanın ölümüne neden olmuştur.

Tarihi verilerin bize gösterdiği bir başka acı bilgi de İslam adına da bu tip hüsranla sonuçlanan ve kendi iktidarları için dini kullanan sistemler de ortaya atılmıştır. Bu sistemler de maalesef baskı ve zulümden başka bir sonuç doğurmamıştır.

Peki neden? Kur’antevhit ve adalet üzerine kurulan bir dini haykırır iken ve bu sözler Allah kelamı iken, İslam adına yola çıkanlar neden adalet ve tevhit dışında sonuçlara ulaşmışlardır? Bunun cevabı açıktır: Çünkü İslam’ı bir din olmaktan çıkartıp siyasallaştırınca, tevhit ve adalet amaçlı getirilmek istenen sistem, diğer komünal sistemler gibi tepeden inmeci ve zora dayalı bir hal almıştır. Amaç belki samimidir ama uygulanan usullerin, karşı çıkılan sistemlerin usullerinden farksız olunca, sonuç değişmemiştir.

Allah’ın Kur’an ile Muhammed Resul’e öğrettiği yöntem, tepeden inmeci değil, insana yönelikti. Ahlak, erdem, adalet, eşitlik, özgürlük gibi tüm kavramların açıklandığı Kur’an, insanı hedef almıştır. “Yaratılmışların en üstünü” diyerek daha doğuştan her şeyden üstün tutulan insan, “birinizin diğerinden farkı yoktur” diyerek, üstünlüğü sadece takvada görmüştür. Dolayısıyla, yaratılmışların en üstünü insan, insan olması nedeniyle birbiri ile eşit, aynı haklara sahip, sonradan kazandığı veya doğuştan getirdiği hiçbir özellikle diğer insanlardan üstün olmayan bir canlı ilan edilmiştir. İnsan hem doğuştan hem de sonradan kazanılan Kur’an kaynaklı özellikler ile sadece “saygın” ilan edilmiş ama asla “üstün” ilan edilmemiştir. Örneğin, takva sahipleri üstündür ama bunu sadece Allah bilir kuralı, buna işarettir. Kimse kimsenin takvasını tartamaz, kalptekileri de sadece Allah bilir ve bundan dolayı kimse kimseden üstün değildir.

Konumuza dönersek, Muhammed Resul’e vahyedilenler ve döneminde “tek geçerli sistem” sayılan “üstünlerin sultasını” Allah’ın öğrettikleri ve yardımı ile yıkıp, yerine tüm dünyaya tevhit ve adalet mesajı veren bir sistem oluşturması, Muhammed Resul’ü devrimci, yaptıklarını da devrim olarak nitelendirmeyi gerekli kılar mı?

Bazı kavramlar, temel anlamından çıkarak, belli ideolojilerin jargonu haline gelmiştir. Muhammed Resul’ün yaptığı, kelimenin tam manasıyla, alışılagelen sistemi yıkıp, yerine daha adil ve daha insan merkezli bir sistem kurmasıyla, devrimdir. Ancak bu peygamberi, bugünkü siyasi jargonda bir devrimci yapmaz! Çünkü İslam dini ve bu dinin son Resul’ü, belli siyasi sistemlerin kendi içlerindeki jargonları ile açıklanamaz!

Muhammed Resul, ne sol ideolojilerin jargonuyla bir devrimci, ne de sağ ideolojilerin jargonuyla maneviyatçı-mukaddesatçıdır! Muhammed Resul, İslam dininin son Resul’üdür! O, hak üzerinedir! Bir insan olmaktan öte biyolojik olarak farkı olmayan ancak Yüce Allah tarafından Resul ilan edilmekle kutsanan, dini tebliğ ile görevlendirilerek ağır bir yükün altına sokulan, ahlakı ile tüm dünyaya örnek bir insandır. Aynı diğer peygamberler gibi O da Allah’ın emrettiklerini yapan, halkı İslam’a çağıran ve bu yolda birçok sıkıntı ve çilelere katlanmış bir elçidir!

Muhammed Resul’ü, kendisine Allah tarafından vahyedilen sistem içerisinde tanımlamak gerekmektedir! O, sıradan bir devlet lideri veya kabilesinin öncüsü yahut Kureyş’in efendisi değildi! O, Kur’an ile anlatılan kutlu Resul’dür.

Doğduğu gün, vefat ettiği gün ve tekrar dirileceği gün, Allah’ın selamı Muhammed Resul’ün üzerine olsun…

E-bülten Aboneliği

Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.