MUSA'NIN KAVMİ GİBİ MUHAMMED PEYGAMBERDEN İSTEKTE BULUNMA YASAĞI
MUSA'NIN KAVMİ GİBİ MUHAMMED PEYGAMBERDEN İSTEKTE BULUNMA YASAĞI

MUSA'NIN KAVMİ GİBİ MUHAMMED PEYGAMBERDEN İSTEKTE BULUNMA YASAĞI

03-05-2025

Rahman Rahim Allah'ın adıyla.

Yüce Allah Bakara 108. ayette şu ikazda bulunmuştur: "Yoksa siz de Resulünüzden, daha önce Musa'dan istendiği gibi bazı isteklerde bulunmak mı istiyorsunuz? Kim küfrü imana değişirse, elbette doğru yoldan sapmış olur."

Ayette geçen "tes-elû" kelimesi bir çok mealde, "sorguya çekilmek, istekte bulunmak" şeklinde iki türlü çevrilmiştir. Ancak burada anlatılan konu, Musa'nın kavminin Musa'dan akıl almaz isteklerde bulunması ve bu isteklerin bazılarının "Musa'nın peygamberliğini sorgulamak" anlamında sorguya çekilmek manasına geldiği için, çevirilerde anlatılmak istenen gayet nettir.

Ayette bahsedilen Musa, tartışmasız Musa Peygamberdir. Peki, Musa'dan talepte edenler, istekte bulunanlar, sorguya çekenler kimdir? Tartışmasız, Musa'ya inananlardır. Zaten ayette geçen "rasûlekum" kelimesi "resulünüzden" manasına gelmektedir ve Muhammed Peygamber sadece kendisine inananların resulüdür.

Peki Musa'nın kavminin bulunduğu istekler nelerdir?

AYETLER

- "Siz (ise şöyle) demiştiniz: 'Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın.' (O zaman Musa:) 'Hayırlı olanı, şu değersiz şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır'a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır' demişti. Onların üzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba uğradılar. Bu, kuşkusuz, Allah'ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi." (Bakara / 61)

Ayetten anlaşıldığı üzere talepte bulunanlar, Musa'ya ve Rabbine inanmaktadırlar. Aynı şekilde Musa'nın Rabbinin yerden bakla, acur, sarımsak, mercimek, soğan çıkarma kudretine de sahiptir. Peki, Muhammed Peygambere ve O'nun Rabbine inananlar bu yönde talepte bulundu mu? Bu soruya vereceğimiz cevap kesinlikle "Evet"tir. Bugün dahi bazı nimetlere ulaşmak için doğrudan doğruya Yüce Allah'tan isteyeceklerine Muhammed Peygamberi aracı kılarak istekte bulunanların, ayette geçen Musa'nın kavminden farkları yoktur. Aynı şekilde ayette Musa'nın kavmi tarafından talep edilen nimetler, Yüce Allah'ın nasip ettiği değil, nasibinin ötesine geçen ve fakat yeniden küfre dönmeye (Musa'nın kavmi için Mısır'a inmek gibi) bağlı nimetlerdir. Bugün dahi Yüce Allah'ın ayetleri ile kesin olarak yasak olan hususlar hadis, sünnet, uygulama adı altında (aynı Musa'nın kavminin tekrar Mısır'a inmesine yani Firavunun emri altına girmesine eşdeğer şekilde) aşılmaya çalışılarak, yasak nimetlere (!) ulaşılmaya çalışılmaktadır. Riba yasağını enflasyonu bahane ederek aşmaya çalışmak, devlet bankasının verdiği faizi helal saymak, vasiyetname düzenlemek ayetle serbest iken vasiyetname düzenlenmesinin hadisle yasak edilmesi gibi örnekler çarpıcıdır.

-"Hani Musa kavmine: 'Allah, muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor' demişti. 'Bizi alaya mı alıyorsun?' dediler. (Musa) 'Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım' dedi. 'Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini açıklasın' dediler. (Musa, Rabbine yalvardıktan sonra) 'Şüphesiz Allah diyor ki: O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi arası dinç(likte bir sığır olmalı)dır. Artık emrolunduğunuz şeyi yerine getirin' dedi. Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi. “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. "Yeri sürüp, ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığır olduğunu söylüyor" dedi. "Şimdi gerçeği bildirdin" deyip sığırı boğazladılar; az kalsın bunu yapmayacaklardı." (Bakara / 67-71)

Ayette açıkça Musa'nın kendisine inanan kavmi, Yüce Allah'ın isteğini bir çok soru sorarak boğuntuya getirmeye çalışmışlardır. Zira ayetin sonunda Yüce Allah açıkça "az kalsın bunu yapmayacaklardı" diyerek bu konuya dikkat çekmiştir. Peki Muhammed Peygambere inananlar bunu yaptı mı? Hadislerde bunların yapıldığı hâlâ da yapılmaya devam edildiği görülmektedir. İçki haram kılınmıştır ancak gerek mezhepçilerin gerekse alim diye kendini adlandıran kişilerin fetvalarını hatırlayın. Sarhoş olmayacak kadar içmenin, üzüm suyundan yapılmayan ama sarhoşluk verenlerin, ne dediğini bilebilecek kadar her türlü içkinin içilebileceği yönünde fetvalar havalarda uçmaktadır. Amaç, ayrıntıya boğularak ve yine Bakara 61. ayetteki gibi yasak olan bir şeyi elde etmektir. Ayette geçen kelime, özel isim olarak şarap olarak kullanılsa da kelimenin kendi manası "aklı örten içecek" manasındadır. Buna itirazı olanlar, Nur 31. ayette geçen "başörtüsü" olarak çevrilen kelime olan "bi-ḣumurihinne"nin de aynı şarap kelimesi olan "l-ḣamru" kelimesi ile aynı kökten gelmesi hususunu araştırsınlar.

-"Dediler ki: 'Ey Musa, orda zorba bir kavim vardır, onlar çıkmadıkları sürece biz oraya kesinlikle girmeyiz. Şayet oradan çıkarlarsa, biz de elbette gireriz." (Maide / 22) "Dediler ki: 'Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burada duracağız."" (Maide / 24)

Her iki ayette de Musa'nın kendisine inanan kavmi, kendilerini pasif kılıp, Musa ve hatta (haşa) Musa'nın Rabbi'ne "gidin savaşın, oradakileri çıkarın, biz oraya girelim" deme cüretinde bulunmuşlardır. Ne kadar tanıdık değil mi? Hadislerde ve bugün hadislerden hareket ederek bir çok hadisçilerce dile getirildiği gibi peygamberin şefaati, peygambere salavat getirerek günahların affedileceği gibi bireyi pasifleştiren ve peygamber ve Rabbi'ne işi hallettiren zihniyetin bir yansıması.

-"İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilen bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: 'Ey Musa, onların ilahları (var; onların ki) gibi, sen de bize bir ilah yap.' O: 'Siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz' dedi." (A’râf / 138)

Bugün peygamber adına hadis uydurup; başta sahabeleri (her bir sahabe bir yıldız hadisi), alimleri (İslam alimlerinin İsrailoğulları'nın peygamberleri ile eş değerdir hadisi), tarikat şeyhlerini (tasavvufçuların menkıbeleri ve uydurmaları) ve tüm bunların haleflerini şirk kaynağı yapanlar, tam da bu ayetteki Musa'ya inanan kavminin zihniyetini yansıtmaktadırlar.

SONUÇ

Bakara 108. ayet, Musa'nın kavminin kendisinden istekleri ışığında okunduğunda ancak anlaşılabilmektedir. Burada, Musa'nın kavminin Musa'dan istediği ve Bakara 108. ayetteki gibi sertçe eleştirilen  istekleri mercek altına alınmıştır.

Bu kısa incelemede dahi görmekteyiz ki, Yüce Allah'ın sözü ve Muhammed Peygamber'in tek ama tartışmasız kainatta gelmiş geçmiş en büyük mucizesi olan Kur'an'daki bu ayet, tüm zamanları kapsamaktadır. Ayetin; hem indiği dönemi hem Musa Peygamber dönemini hem şu anı hem de kıyamete kadar geçecek süreyi kapsadığı aşikardır. Dün olduğu gibi bugün de ve hatta kesin olarak yarınlarda da; peygamberden şefaat bekleyen, peygamberi vesile ederek Yüce Allah'a (hâşâ) torpil yaptırdığını düşünen, sahabeye, alimlere, şeyhlere dua ederek "Allah katında nazar sahibi" kişiler (yarı ilahlar) oluşturan, zorda kalınca Allah'tan yardım dilemeyip, evliyaları (ya da Yüce Allah ile birlikte evliyaları) çağıranlar olacak, Musa'nın kavmi gibi kendilerini pasifleştirip, Peygamber ve diğer sözde yarı ilahları aktif kılarak Allah'ı baskı altına aldığını düşünen gafiller bitmeyecektir. Bu zihniyet küfürdür ve Bakara 108'de belirtildiği gibi bu zihniyet sahipleri doğru yoldan çıkmış kişilerdir.

Zümer 30 ve Al-i İmran 144 bağlamında her insan gibi Muhammed Peygamber de Yüce Allah'ın elçisi ve kuludur ama nihayetinde bir insandır ve vefat etmiştir. Artık Muhammed Peygamber'in kendisine ve inananlara bir fayda sağlayamayacağı Kur'an ile sabittir. Al-i İmran 144. ayette eleştirilenler sadece Muhammed Peygamberin ölümü sonrası dinden dönenler değildir. Ayette Muhammed Peygamberi ölümsüz sananlar da eleştirilmektedir. Bakara 108. ayet; Muhammed Peygamberin yaşadığı zamanda yasaklanan isteklerde bulunanları kapsadığı gibi Muhammed Peygamber yaşıyormuş gibi davrananları ve buna bağlı istekte bulunanları da kapsamaktadır. Bugün hadisperestlerin Muhammed Peygamber yaşıyormuş gibi yardım dilemeleri, Muhammed Peygamberin varisi/halefi ilan edilenlere yarı ilahlık nişanı verilmesi, bireyin kendisini pasif hale getirip Muhammed Peygamber ve sözde peygamber haleflerinin aktif hale getirilerek istediklerine ulaşmaya çalışmaları gibi girişimlerin reddedilmesi gerektiği bu ayet ile sabittir.

Unutmayın! Kur'an bize yeter...

E-bülten Aboneliği

Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.