Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…
Ehli sünnet gibi Şia’nın da bir mucizeler silsilesine bağlı olarak kendini ortaya koyduğunu, Şia’yı biraz inceleyen herkes görecektir.
İslam tarihinin ve hatta bize göre dünya tarihinin en can yakıcı katliamlarından biri olarak nitelendirilebilecek olan Hz. Hüseyin’in katledilmesi sırasında gökten kan yağdığı, yine aynı gün Kudüs’te dahi taşların altından kanların fışkırdığı, Şia’nın imamlarından birinin öldürüldükten sonra tabutun içerisinden konuşarak kendisinin katilini söylemesi gibi binlerce mucizevi olayla Şia’nın temel akidesini ortaya koyduğu bilinen ve hatta inkâr dahi edilmeyen bir gerçektir.
Şia savunucuları hemen “Kur’an’da da birçok mucize var onlara da mı inanmayalım” diyeceklerdir.
Değerli dostlar…
Kur’an’a inanan herkes, Kur’an’ın Allah sözü olduğunu ve yine Kur’an’ın bizzat Allah tarafından korunduğunu bilir ve iman eder. Ancak bunu bilenler şunu da bilmelidirler ki, Kur’an dışında yazılan hiçbir dini kitapta yazılanlara, Allah’ı öven şeyler olsa da “kesin doğru” diyemeyiz çünkü Kur’an dışında hiçbir kitabın, hiçbir eserin, hiçbir rivayetin kesinliği Allah koruması altında değildir! Bu nedenle Kur’an’da yazan mucizeler istinasız kabulümüzdür ama birilerinin mezheplerini (ister Ehli Sünnet ister Şia ister diğer tüm cemaatler, tarikatlar kim olursa olsun) hak kılmak için aktarılan rivayetler kabulümüz değildir ve Kur’an’daki mucizelere inanmamız her yerde yazan mucizelere de inanmamızı gerektirmez hatta Kur’an dışında yazan hiçbir mucizeye inanmamamızı haklı kılar.
İnsanlara şefaat edeceği YALANI ile ortaya çıkanların durumu ne ise iki gözümüzün nuru Ehli Beytin de şefaat edip bizleri kurtaracağı YALANI arasında hiçbir fark yoktur! Bir yalanın Ehli Beyti kutsaması, Hz. Peygamberi kutsaması, yalanın yalan olduğu hükmünü ortadan kaldırmamaktadır. Kur’an ayetiyle çelişen hadis ve rivayetleri kesin delil olarak kabul edenler, Kur’an ayetlerinde yazanları veya mezheplerinin temelini oluşturan rivayetleri yalanlayan başka kaynakları şiddetle reddetmektedirler.
Unutulmamalıdır ki Şia, Ehli Beytin temsilcisi olmadığı gibi Ehli Sünnet de peygamberin temsilcisi değildir! Mezhepler, ekoller, mektepler, tarikatlar, cemaatler Kur’an’da Allah’ın beyanıyla kutsanan kişilerin temsilcisi olarak kendilerini ortaya atarak, Kur’an dışı bir din kurmuşlar, kendi çıkarlarını dine alet ederek dinin temel hükümlerinde dahi oynama yapmaya cüret etmişlerdir. Muaviye’yi sonuna kadar eleştiren Şia, takiyede Muaviye’yi geçmiş, her takiyeyi kutsar hale gelmiştir. Hz. Ali’nin askerlerinin aklını karıştırmak için mızraklarının ucuna Kur’an sayfalarını geçirenleri eleştirenler, bugün yalanlar üzerine inşa ettikleri mezheplerini kabul ettirebilmek için ağızlarına mucize, rivayet gibi sözleri sakız etmişlerdir! Hayatımız boyunca yasını tutacağımız Hz. Hüseyin’i katledenlerin günahlarını hafifletmeye çalışan Ehli Sünnet ise dini siyasete alet etmekten hiç çekinmemiştir. Bunun gibi tarihi binlerce örneğe kısa bir araştırmayla ulaşabilirsiniz.
Şia’nın mucizeye yönelik savunmalarının hiçbir akli ve dini temeli yoktur. Şia’nın imani hakikat niteliğindeki mucizeleri ikna yöntemi şudur: Kur’an’da da mucizeler vardır, işte bu kaynakta da bu şekilde bir mucize vardır, bu kaynağı yazan şahıs “masum”dur, yalan söylemez, şahitliği kesindir, o zaman bu mucizeye inan ve Şia mezhebine itaat et!
Evet dostlar… Şia bir itaat mezhebidir. İmama itaat, imanın ve hatta İslam’ın şartları arasındadır.
Eğer kaynaklardaki mucizeler ile iman oluşacak ise, İsa’nın çarmığa gerildikten sona göründüğünü aktaran Hristiyan kaynaklara bir bakın isterseniz. İsa’nın duaları kabul ettiği, trafik kazası sırasında aracından kendisini çıkardığı, İsa’nın görünüp emirler verdiğini söyleyenler kadar azizleri kutsayan binlerce kaynağa Hristiyanlıkta ulaşabilirsiniz. Aynı durum Yahudilikte de mevcuttur. Milyonlarca bu şeklide mucize dile getiren kaynak, Hristiyanlığı hak kılıyor mu? Eğer cevabınız “hayır” ise, başta Şia olmak üzere Ehli Sünnet ve diğer tüm ekollerdeki mucizeleri de reddetmek zaruridir. Ne yani, Müslüman’ım diyenlerin yazdığı mucizeler doğru da Hristiyan’ım diyenlerin yazdığı mucizeler yalan mı?
Tam bu noktada, yeni Müslüman olan kişilerin önceki dinlerindeki inancalarının da İslam içerisine boca ederek sanki İslam gerçeği gibi ortaya konulduğunu da unutmayın. Yani bir Hristiyan, Müslüman oluğunda, Hristiyan iken kutsal saydığı sözler, menkıbeler, yasaklar, helaller de İslam içerisine katılmıştır. Örneğin bir yazımızda yazdığımız “Sol elin verdiğini sağ al görmesin” şeklindeki Peygambere atfedilen hadisin aslında Matta ayet 6 olduğu gerçeği gibi…
Selam ve dua ile..
Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.
.png)