TESLİMİYET DİNİNİN BİR SAPTIRMASI: YERYÜZÜNÜN TANRISI ŞEYTANDIR
TESLİMİYET DİNİNİN BİR SAPTIRMASI: YERYÜZÜNÜN TANRISI ŞEYTANDIR

TESLİMİYET DİNİNİN BİR SAPTIRMASI: YERYÜZÜNÜN TANRISI ŞEYTANDIR

14-02-2026

Rahman Rahim Allah'ın Adıyla

Kendilerine Teslimiyetçiler diyen ve Teslimiyet Dini adı altında kendini Resul ilan eden Reşad Halife'yi takip ettiklerini iddia eden bir grup, Kur'an'ın açık ayetlerini saptırmaya devam ediyorlar ve biz de mezhepperestler gibi "
Kur'an Yeter" diyenler içerisinde de Kur'an'a iftira atanları deşifre etmeye devam ediyoruz. Yüce Allah imkan verdiği kadar da deşifre etmeye devam edeceğiz.

Reşad Halife'nin, ayetlerin anlamlarını eğip büktüğü, Kur'an'a kendi ismini ekleyecek kadar ileri gittiğini bir çok kez dile getirmiştik. Kur'an'ın orijinalini kelimenin tam manasıyla "çöpe" atıp, sadece kendisinin yaptığı çeviriye "kutsaliyet" atfeden Reşad'ın, Kur'an'ın önüne-arkasına (ekler, önsöz gibi), Kur'an'ın mealine (parantez içi açıklamalar, dipnotlar vs.) eklemeler yaparak oluşturduğu ve özellikle Tevrat (Eski Ahit) ve İncil'in (Yeni Ahit) geleneksel anlamından hareket ederek "Kuran Son Ahit" adı altında yayınladığı kitap, tüm gerçekliği ortaya koymaktadır.

Reşad, bu kitabında açıkça "Dünyayı Şeytanın Yönettiği"ni iddia etmektedir. Hatta Reşad kitabında, Bakara 30. ayette Tanrı'nın yeryüzüne "Geçici Bir Tanrı" atadığını söylediğini iddia etmektedir (Kuran Son Ahit, Reşad Halife, 2. Baskı, syf. 4).

Öncelikle şu belirlemeyi yapalım ki; Reşad ve takipçileri özellikle "Allah" kavramını kullanmaktan kaçınmaktadırlar. Çünkü bu inanç sahiplerine göre kutsal olan Kur'an'ın kadim orijinali değil, Reşad'ın çevirisi olduğundan ve çeviride Reşad "God" yani "Tanrı" kelimesini kullandığından, "Allah" değil "Tanrı" denmesi daha uygundur. Bu konuda itiraz yönelttiğinizde "Tanrı, Allah'ın Türkçesi, başka dillerdeki hüda, hudey gibi kelimeler de Allah demek" derler. Ancak Allah ismi, özel isimdir; örnek verilen isimler "cins" isimdir. "Reşad; Tanrı dedi, ondan dolayı biz de Tanrı demek zorundayız, çünkü Reşad Halife, Tanrı tarafından yetkilendirilmiş antlaşma elçisidir, resuldür." demeye cesaret edemeyen, tepkiden çekinen bu inanç sahiplerinin, selam yerine "esenlik", "İslam" yerine "teslimiyet" demelerinin altında da bu zorunluluk yatmaktadır. Ayrıca bu zorunluluk, bu kişilerin Allah, selam ve İslam kelimelerini kullanmak mecburiyetinde kalmaları, bağlı oldukları bu zorunluluğu da ortadan kaldırmamaktadır.

Bu tip saptırmalarla; İslam'ı "Hristiyanlık" dininin altında bir bölüm haline getirmeye çalışan Reşad'ın, "Allah, Yeryüzüne Şeytan'ı Tanrı Olarak Atadı" demesinin altında da aynı saik yatmaktadır (Kuran Son Ahit, Reşad Halife, 2. Baskı, syf. 4).

Kur'an'da "Tanrılar" gibi bir mantığın yanlışlığına defalarca kez değinen Yüce Allah'ın, bizzat kendisinin "Çok Tanrılı" bir yaşam oluşturması, açıkça bir saptırmadır. Eğer Reşad'ın dediği gibi Yüce Allah, şeytanı yeryüzüne tanrı olarak atamış ise, şeytana tanrı demek (Yüce Allah'a da tanrı diyen Teslimiyetçileri de unutmayarak) doğru olması gerekecektir. "Şeytan bir tanrıdır" demek, Reşad ve takipçilerine göre "doğrudur". Ancak, Kur'an'a göre bırakın şeytanı "Tanrı" olarak görmeyi, onu dost/veli olarak görmek bile, ziyan olma nedenidir (Nisa, 119).

Kaldı ki Reşadçılar, "Her elçi gibi Reşad da taşlandı ve öldürüldü" gibi söylemlerde bulunsalar da Reşad'ın haksız yere ve canice katledilmesinin gerçek nedeni "Geleneksel Din'e karşı çıkması" değil, "Kur'an ayetlerini Hristiyanlık ekseninde/hizmetinde çarpıtması"dır. Kendini "Resul" ilan edecek kadar ileri giden Reşad, nebi olmadan resul olmak (yani ilahi mesaj almadan vahiy elçiliği yapmak) gibi bir çelişki üzerine "batıl dinini" kurmuştur.

Konumuza dönersek, teslimiyetçiler (diğer adıyla 19'cular) şeytanın Mele-i Ala'daki tartışmada "Tanrı olarak kainatta bir yeri yönetme görevi üstlenmek" istediği, bu talebin reddedildiği ancak sonradan bu iddiasını ispat etmesi için dünyaya tanrı olarak atandığı (Kuran Son Ahit, Reşad Halife, Ek-7, syf 388), bundan dolayı Kur'an'da geçen ve insanlara yönelik sorulan "Ben sizin rabbiniz değil miyim" gibi soruların bundan kaynaklandığını iddia etmektedirler. Ancak bu kadar önemli ve Kur'an'ın temel mantığına taban tabana zıt olan bu iddianın, Kur'an'ın orijinali ile hiçbir şekilde alakası olmadığından dolayı, Reşad'ın ayetleri çarpıtarak, İncil ve Tevrat'a dayalı olarak kurulan bu hikayeye (bknz. Kur'an Son Ahit, Reşad Halife, syf.389, Matta, Yeşaya, Luka'ya atıflar) yükselecek itirazları engellemek için Kur'an'ın orijinali değil, amaçsal olarak ayetlerin anlamlarının çarpıtılarak çevrildiği Reşad'ın çevirisi olan Kuran Son Ahit kitabı temel alınmaktadır.

Şimdi soruyoruz:

Eğer Yüce Allah tarafından, Yüce Allah yanında bir tanrı olarak doğru bir yönetim sağlayacağını iddia eden şeytana, sırf bu iddiasını ispat etmesi için (Reşad'ın uçak uçurabilme iddiasında belirttiği gibi) dünyaya tanrı olarak atanması diye bir şey var ise;

-Yağmuru yağdırmak gibi doğa olaylarını neden Yüce Allah yapıyor? (Hud, 52)

-Eğer bu dünyanın tanrısı şeytan olarak atanmışsa, neden tufanları (ör. Nuh tufanı), felaketleri (ör. Lut kavmi felaketi), depremleri (Araf, 91)Yüce Allah belirliyor?

-Rızkı neden Yüce Allah belirliyor? (Sebe, 39)

Sorular artar gider. Bu kadar şeyi (hatta her şeyi) Yüce Allah belirlerken, şeytan tanrı olarak atandığı dünyada neyi belirliyor? Tanrı olarak şeytanın neye gücü yetebilmektedir? Daha doğrusu, Yüce Allah tanrı olarak atadığı şeytana, en basit hayali tanrıların bile sahip olduğu hangi gücü/güçleri bahşetmiştir?


Tabi bu noktada denilecek ki "İşte sorun da burada, şeytan böyle bir gücü yok iken bu göreve talip olmuştur" ancak bu da bir saptırmadır çünkü Reşad, şeytanın bu güce sahip olduğunu düşünerek bu göreve talip olduğunu yazmaktadır (Kuran Son Ahit, Reşad Halife, syf. 388).

Buradaki çelişki şudur: Eğer Yüce Allah şeytanı hem yeryüzüne bir tanrı olarak atayıp hem de ona dünyayı yönetme, dünyada tanrı olabilmenin en asgari gücünü vermemişse, bu Yüce Allah'a "hile" iftirasıdır. Yok Yüce Allah şeytanı dünyaya tanrı olarak atamış ve ona bu konuda bazı güçler (dünyayı yönetebilme, dünyada tanrı olabilme gücü) vermişse, o zaman şeytan neden "Aslında benim sizi zorlayacak gücüm yoktu; benim yaptığım size çağrıda bulunmaktan ibaretti; siz de benim çağrıma uydunuz." (İbrahim, 22) demektedir?

Hiçbir zorlayıcı gücü olmayan, doğa olaylarını dahi yönetemeyen ve yönetemeyeceğini bilen, insanların rızkına karışamayan ve karışamayacağını bilen, insanların doğum-ölüm gibi en önemli belirleyiciliklerine nüfuz edemeyen ve nüfuz edemeyeceğini bilen, sadece insanları doğru yoldan ayırmak kastı içerisinde olup (Araf 16-18) bu uğurda mücadele eden şeytanın tanrı olabilmesinden, dünyayı yönetebilmesinden hatta dünyayı yönetebileceğini iddia edebilmesinden bahsedilebilir mi?

Sıra halinde yukarıda belirtilen ayetler, "Yüce Allah şeytanı dünyaya tanrı olarak atadı" iddiasını yerle yeksan etmekte midir? Evet, etmektedir. İşte bu yüzden Reşad ve Reşad'ı takip ettiğini iddia edenler, Kur'an'ın Arapça orijinalini ve buna bağlı doğrudan doğruya anlaşılan anlamlarını değil, Reşad'ın kendini resul ilan ettiği ve Hristiyanlığın bir alt kolu olarak İslam'ı saptırdığı (meali değil) kitabı (Kuran Son Ahit) kutsal saymaktadırlar. Çünkü o saptırılmış kitapta; Kur'an'la birebir çelişen hikayeler (ilk günah, yaratılış, Mele-i Ala'daki kavga, Şeytan'ın tanrı olarak atanması vs.), iddialar (antlaşma elçisi saçmalığı, nebi olmadan resul olma gibi akıl kaymaları) ve ithamlar (Yüce Allah'a şeytanı tanrı olarak atama ithamı, insanların şeytana "tanrı olabilir" dediği iftirası vs.) inci gibi dizilmektedir.

Sonuç

Size "Sadece Kur'an" diyenlerin hepsi, aslında "Sadece Kur'an" dememektedirler. Bunu sınamak, her insanın görevidir. Bunun en büyük örneği, bu yazının konusunu oluşturan 19'cular, teslimiyetçilerdir. Teslimiyetçiler "sadece Kur'an" dememektedirler. Onlar; "Reşad Halife'nin Sadece Kuran Son Ahit Kitabı" demektedirler. Hani şu "Reşad Halife'nin önsöz, giriş, ekler ile genişlettiği, Kur'an çevirisi adı altında parantezler içerisinde kendi ismini eklediği (Rad,30; İbrahim, 38; Furkan, 56; Sebe, 28, 46; Yasin, 3; Şura, 24; Tekvir, 22), bir çok dipnotlarla farklı kaynaklara işaret ettiği" Kuran Son Ahit kitabını, tek dini kaynak olarak almaktadırlar.

Olaydaki saptırma şudur: Kuran meali adı altında bir kitap yayınlayacaksınız, bu kitaba Kur'an mealinin yanında başka bilgiler ekleyeceksin, okuyucu bu bilgiler içeriğinde yapılan atıflarla (19 mucizesi adı altında) başka kaynaklara yönlendireceksin ve çeviri yaptığını iddia ettiğin kaynağın (Kur'an'ın) orijinalini en arkaya atacaksın, sonra da çıkıp "Biz sadece Kur'an diyoruz" diyeceksin. Bu, en alasından yalancılıktır.

Şu noktayı da belirterek bitirelim: 19'cu teslimiyetçiler, Reşad'ın ana dilinin Arapça olduğunu, Kur'an'ın da Arapça olmasından dolayı Reşad'ın, Kur'an'ı en iyi şekilde anlayacağını iddia etmektedirler. Bu büyük bir saptırmadır.

Birincisi, Reşad Mısırlıdır ve Mısır Arapçası ile Kur'an'ın indiği Mekke-Medine Arapçası çok farklıdır. Hatta bilimsel araştırmalar, Kur'an'ın bırakın Arapça genelini, Kureyş özelinde bir lehçe ile indiğini göstermektedir (Kur'an'ın Günümüz Arapça Gramerine Muhalefeti, (Lam Elif Harfi Örneği), Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kılıçarslan, Doi number:http://dx.doi.org/10.9761/JASSS7829). İkincisi; bugünkü (ve Reşad'ın yaşadığı dönemdeki) Arapça ile Kur'an'daki Arapça arasında dağlar kadar fark vardır, aynı bizim öz Türkçe ile şimdiki Türkçe arasındaki fark gibi. Üçüncüsü, bugün Mekke ve Medine'de yani Kur'an'ın bizzat indiği coğrafyada, Kur'an'ın "Günümüz Arapça'ya Göre Meali" satılmaktadır! Bu nedenle ileri sürülen bu Reşad'ın ana dili Kur'an'ın Arapçası olması yönündeki iddia, tamamen lafügüzaftır.

Bir başka açıdan da bu yalanın sağlaması yapılabilir: Reşad'ın "Yetkilendirilmiş Elçi" olmasına neden olan çeviri, Kur'an'ın "Arapça-Arapça" çevirisini değil, "Arapça-İngilizce" çevirisidir. İngilizce Reşad'ın ana dili değil, sonradan öğrendiği bir dildir. Şimdi, Kur'an'ın Arapçası konusunda ana dil iddiasıyla Reşad'ı "bilgi küpü" ilan edenler, Reşad'ın ana dili olmayan ve Teslimiyet Dinin temelini oluşturan çevirinin İngilizce olması için ne diyecekler? Tabi ki hiçbir şey. Çünkü, buradan onlara ekmek çıkmamaktadır. Sonradan öğrenilen dil ile bir kaynağa hakim olunamayacağını Kur'an'ın Arapçası konusunda dolaylı olarak bildiren bu zihniyet, sıra İngilizcenin Reşad açısından sonradan öğrenilen bir dil olmasına gelince ve kendi iddialarına göre Reşad'ın sonradan öğrendiği dilde eksiklik yaşayacağı kabulleri yüzlerine söylediğinde, ıslık çalıp havaya bakmaktadırlar. Aslında Reşad'ın yaptığı çeviriyi devamlı değiştirmesi ve hatta haksız yere ve canice katledilmesi sırasında da son değişikliklerini tamamlayamaması da bundan kaynaklanmaktadır. Yüce Allah, çeviri yapmak için yetkilendirdiği elçiye çeviri yaptırırken, fikir mi değiştirmiştir de Reşad, devamlı çevirisinde revizyona gitmiştir ve son revizyonlarını tamamlayamadan bu dünyadan göçmüştür? Bu, Yüce Allah'a bir eksiklik izafesidir ki Yüce Allah her türlü eksiklikten beridir.

Unutmayın! İster meal adı altında ister ayrı kaynak olarak Kur'an'a veya çevirisine eklenen her "batıl", ortaya çıkan sonucu (Kuran Son Ahit kitabı gibi) batıl kılar. Bir koca kazan şifalı bitkilerden yapılan çorbaya dökülen bir damla siyanür, elinizdekinin artık bir koca kazan zehir olduğu gerçeğini değiştirmez.

Önünde, sonunda veya dipnotla ekleme olmayan, parantezle başka kaynakları Kur'an ile eşdeğer kılmayan, sizi Kur'an dışı kaynaklara yönlendirmeyen Kur'an'ın orijinali bize yeter!

"Kur'an'ın Tek Hak Çevirisini Yapma Yetkisi" iddiasında bulunma cüretinin kaynağını oluşturan Reşad'ın kibri; 19 keşfini (var olan bir şeyi bulmayı) mucize (hiç olmamış bir şeyi yapmak) gibi dayatmayı, kendisini resul ilan etmeyi, Kur'an ayetine parantez içerisinde kendi ismini eklemeyi, hem Cebrail'den vahiy aldığını iddia edip hem de nebi değil resulüm deme çelişkisine düşmeyi, kendisine güzel/süslü göstermiştir (Karşılaştırın: Neml, 24). Ve unutulmamalıdır ki kibir yasağını/günahını ilk çiğneyen, Reşad'ın dünyaya Yüce Allah tarafından atanan tanrı olarak gösterdiği şeytandır (Araf,12-13; Sad, 76).

E-bülten Aboneliği

Yeniliklerden ve fırsatlardan haberdar olmak için abone olun.